top of page

ARKADAŞSIZLIK, YALNIZLIK, DİJİTAL YALNIZLIK VE DİJİTAL BAĞIMLILIK

  • Yazarın fotoğrafı: özdenbekir karakaş
    özdenbekir karakaş
  • 3 Şub
  • 4 dakikada okunur

Arkadaşsızlıkla başlayalım konuya, hepsini birbirine dokundurarak devam edelim. Günümüz dünyasında aile ve toplum yapısının hem niteliğinin hem de niceliğinin değişmesi özellikle çocuklarda sıkça görülen sosyal bir problemi su yüzüne çıkardı. Bahsettiğimiz arkadaşsızlık, akran, yaşıt ya da denk dönem iletişimi ve sosyalleşmesi.

Bugün çocuklarda özellikle ergenlerde tartışma konusu olmuş, aslında büyük bir sosyal problem olan akran zorbalığının ana kaynaklarından biri bu arkadaşsızlık, yalnızlık, toplumsal ve bireysel yabancılaşma.

Göç halinden bir türlü çıkamayan bir toplumun ne kırsallaşmış ne de kentlileşememiş olması ve artık kent yaşamı içinde ona uyum sağlayamaması, kente bilinçli olarak yerleşememesi sonucu sosyal gruplar, toplumsal iletişim kuramaması sonucunda post-truth olarak yarattığı “güven” ve “güvenlik” sorunu sonucu oluşan bir haldir, arkadaşsızlık. Aslında yalnızlaşma, yabancılaşma ve dijital bağımlılık tamamen bunların sonucu ortaya çıkmaktadır.

Ailelerde çocuk sayısının azalması hatta tek çocuk olma hali, aynı ailenin küçük çekirdek ailelere bölünmesi ve bunların arasındaki coğrafi yerlerin bile uzaklaşması ve farklı kültürden insanların artık daha fazla çekirdek aile oluşturmasından dolayı ailenin çoğunlukla içe kapanması, çevresi ve akrabaları bunların yanında komşularıyla bile yüzeysel, sınırlı ilişki kurması etkendir. Çocuklar böyle bir çevre de sokak arkadaşlığı, komşu arkadaşlığı, kuzen arkadaşlığı ve ilişkisi kuramamakta akran ilişki en alt düzeye inmektedir. Bu akran ilişkisini yabancılaştırmaktadır. Çocuklar akranlarıyla büyükler kontrollünde çocuk parkı, kreş, yuva, okul, dershane gibi yerlerde gözetim altında temas kurmaktadır. Günümüzde çocuklara aynı petlere uygulanan uygulanmaktadır. Nasıl petler kontrollü alanlarda kendi cinsleriyle “sosyalleştirilmeye”, “oyun oynatılmaya” çalışıyorsa öyle davranılmaktadır. Çocukların bu gözetim altındalığı yaşıtlarıyla iletişimi, etkileşimi, deneyimleme, sorun çözme pratikleri azaltmakta, çoğunlukla yok etmektedir.

Akranlarla iletişim, oyunlaştırmaları yoluyla bir şeyleri deneyimlemeleri, keşfetmeleri, çıkan sorunları akran dayanışması ile çözüme kavuşturma arayışları akranlar arasında farklı bağlar kurmaktadır. Yaşıtlarında fazla yetişkinlerle iletişim halinde olan çocuklarda akranlarda ilişki sınırlı ve sorunludur. Bu çocukların sorun çözme, iletişime çekme gibi konularda hayatının her evresinde zorlandıkları görülmektedir.

Burada etkili olan bir durumda çocuklarının hanelerindeki yetişkinlerin durumudur. Çocuğun çevresi ile kurduğu iletişim ve bağda çok önemli rol oynamaktadır. Aile yetişkinlerinin sosyal iletişimde zayıf olması, iletişimden kaçınması, sosyal güvensizlik durumları çocukların akranları ile ilişkisini azaltmakta ya da yok etmektedir. Ailenin komşuları, akrabaları, sosyal gruplarla ilişkileri, evlerinde büyük sohbet sofralarının kurulup kurulmaması bile bu iletişimin durumunu belirlemektedir. Çocukların bebeklik ve okul öncesi çocukluk evresinde yaşlı büyüklerle (babaanne, anneanne, dede, hala, teyze vs) büyümeleri ve bunların korumacı tutumları çocukları yine çevreden ve iletişimden çoğunlukla akranlarla iletişimden koparmaktadır.

Yetişkinlerin çocukların arkadaşsızlık sürecinin rotasını çoğu zaman belirleyen bir rol oynadığı açık bir gerçektir. Çünkü çocuğun sosyal iklimi ya da eko-sistemi en başta aile de ebeveyn sorumluluğunda oluşmaktadır. Özellikle ebeveynin kendi sosyal ilişkilerindeki sınırlılığı, evin dış dünyadan neredeyse izole edilmesi, kapalı tutulması arkadaşsızlıktaki etkenlerin en belirgini ve negatifidir. Ebeveynden birindeki sosyal huzursuzluk, sosyalleşmeye negatif bakış, statüsünü bir türlü oturtamaması, kendi ailesinden getirdiği sorunlar ve yetişme ortamı, şekli bunda etkili olmaktadır. Arkadaşsızlık sorunu yaşayan çocuğun ailelerinde ev, misafir ağırlanan, arkadaşların ziyaret ettiği ve sosyal etkileşimin doğal biçimde yaşandığı bir alan olmaktan ziyade, izole tutulan ya da sınırlı kontrollü ilişki kurulan bir mekân olarak şekillenmiştir.

Developmental Psychology dergisinde yayınlanan bir çalışma; çocukların sosyal-duygusal becerilerinin önemli kısmının serbest, yapılandırılmamış akran etkileşimleri içinde gösteriyor. Çocukların arasındaki ilişkilerdeki bu nicel ve nitel değişimler psikolojik gelişim de olumsuz durumlar ortaya çıkarmaktadır.

Bu negatif ebeveyn rolleri ve toplumun şiddete meşru zemin yaratması sonucu bugün akran zorbalığı bir sorun haline gelmiştir. Akran zorbalığı özünde arkadaşsızlığın yansımasıdır. Zorbalık iletişimsizlik bağ kuramama gibi negatif ortamlarda yetişen çocukların iletişim dilidir. Öğrendikleri dil budur.

Yalnızlık ve dijital yalnızlık. Yalnızlık bireyin kendi seçimi veya mizacından kaynaklanan bir durum olabilmektedir. Arkadaşsızlıktaki yalnızlık bunların dışında oluşan patolojik bir hal olabilmektedir. Arkadaşsızlıkta bu boşluk çoğu kez dijital (sanal) dünya üzerinden doldurulmaktadır. Burada fiziki dünyadaki yalnızlık, dijitale sığınarak giderilmekte, yalnızlığın sebebi dijitalleşme gibi sahte görünüm almaktadır. Çocuk veya birey gerçek dünyanın iletişim dilini ve bağ kurmayı bilmemekte ya da tecrübe etmemiş olmasından dolayı beceremediğinden dijital ortamda fiziki gerçek ortam yerine post-truth ya da meta-fizik bir dünyada bu ihtiyacı görmeye çalışmaktadır.

Bu günümüzde cep telefonu ya da internet bağımlılığı dediğimiz şeyin özünde aynısıdır. Çocuk ya da yetişkin birey yalnızlık tercihi yerine yalnızlaştığı fiziki dünya yerine sanal dünyayı çeşitli bahanelerle tercih etmektedir. Bugün Türkiye de insanların çoğunlukla cep telefonları (ya da akıllı cihaz) olmak üzere internet üzerinde geçirdikleri süre günlük 7 saatin üstündedir. Aile de, işyerinde veya sosyal ortamda iletişim bu süreyi cihazla geçirenlerde yük ve sorun olarak görülmektedir. Sosyal huzursuzluk, dünyayı ve iletişimi bu cihazla takip etme, onunla temas etmediğinde gündemi kaçırma korkusu, endişe ve sosyal huzursuzluk artmaktadır. Bu cenderenin içinde “güven” ve “güvenlik” sorunu gerçek ötesi olarak artmakta, komplo teoriciliği, sahte bilim ya da toplum mühendisliğinin tasarımlarına maruz kalınmaktadır.

Başlıktaki tüm sorunsalları dijital çağdan ayrı düşünmek tam bir safdillik olmaktadır. Arkadaşsızlık, bağımlılık, yalnızlık ve dijital yalnızlık ile bunların yarattığı başta akran zorbalığı, sosyal huzursuzluk, alış veriş bağımlılığı, panik atak, bipolar toplum/birey, depresyon, kaygı bozuklukları bu çağın başat psikolojik halleridir.

Çocuk ve birey psikolojisi dijital ortamlarda daha da karmaşık bir hal almaktadır. Hele ki çocuklar için daha da içinden çıkılmaz bir haldir. Ekran üzerinden iletişim kurmak daha kolaydır. Bu kolaylığın zor ve karmaşık yönlerinden biri karşıdakinin ve kendimizin sahte kimlik ile kişiliğe bürünüp bürünmediğidir. Çoğu zaman yarattığımız veya yaratılmış Avatarların bireylerle pek alakası olmamakta o psikoloji daha derin sorunları analiz etme yükü getirmektedir. Ekran üzerinden kolay iletişim, yüz yüze iletişimi daha kolay hale getirmemekte onlar bize bu deneyimi tecrübe etme imkânı vermemektedir.

Dijital iletişimin konfor ve rahatlığı çocuğu ve bireyi fiziksel dünyadaki yaşıtları ve bireylerle iletişimin zorluğundan kaçınmaya itmektedir. Çevrimiçi bağlantı ve iletişimler çocuğun akran ilişkilerinde olması gereken psikolojik gelişimi sağlamamaktadır.

Dijital dünya, fiziki dünyası yaşıt deneyimleri ile deneyimlemeyi engellemekte, ilişkiler de kör ve duyarsız hale getirmektedir. Empati ve sempati duygularının gelişmemesi çocukta patolojik sosyal bozukluklara neden olmaktadır.

Çocuklarımızla arkadaş olalım, fakat çocukların akranları ile serbest bir ortamda arkadaşlık kurması için alan açmak zorundayız.

Çocuklar sizlere ihtiyaç duyduğu kadar hatta gelişim döneminde sizden daha fazla akran arkadaşlara ihtiyaç duymaktadır.

Sevgiyle kalın.

Yorumlar


Tesekkürler!

bottom of page