top of page
  • Yazarın fotoğrafıözdenbekir karakaş

#mesleklisesimeselesimemleketmeselesi



Ülkem 21.yüzyılın gerçekleri yerine bambaşka bir boyutta yaşamaya çalıştığı için heryerimiz karmaşa, kaos. Bir meslek lisesi mezunu olarak bu konu da pek tarafsız olamadan iş dünyası ve toplumsal hayatta meslek, mesleki eğitim ve insanımızın bakış açısını değerlendireceğim.

Meslek konusunda toplumdaki yaklaşım bizzat toplumun yapısının dilemması gibidir. Görünen yüzü olumludur, gerçek yüzü olumsuz. "Altın bilezik" meslek sahibi olmak için hepimizin sıkça kullandığı atasözüdür. Sanat mı öznedir bu sözde zanaat mı o kısmı biraz karışık. Türk Dil Kurumu Deyimler ve Atasözleri Sözlüğünde "sanat altın bilezik" diye geçmekte, fakat bizler ısrarla bunu zanaat için kullanıyoruz.

Bu çok seviğimiz kökeni Anadolu da gelip tanıştığımız Lonca -zanaatkar birliği- yapılanmasını biz bu coğrafyanın yeni sakinleri olarak almış Türkleştirmişiz. Aynı meslek birliğini Ahilik adıyla Türkleştirdiğimiz gibi.

İlk mesleklerden (toplayıcılık, avcılık, çobanlık, çiftçilik vb) başlayarak modern eğitim sistemine kadar tüm mesleklerin kuşaklar arası geçişi usta çırak ilişkisi şeklinde olmuştu. Geleneksel meslek eğitimi çok muhafazakâr kimi zamanda yeniliklere kapalı bir gelişim göstermişti.

Keşifler dönemi, Rönesans ve peşinden Sanayi devrimi dönemleri mesleklerde büyük değişimler yapmıştı. Artık eskiye bağlı kalmak meslek üzerinde pek de faydalı etki yapmamakta usta-çırak ilişkisinin yerine bilimsel metodlarla eğitim şartı gelmekteydi.

Modern çağ öncesi nitelikli işgücü olarak bu meslekler (zanaatlar) yeni dönemde nitelikli işgücü olarak görülmemeye başlamıştı.

Bir başka açısı ise Lonca, Ahilik vb. meslek birliği yapılanlamaları ekonomik olarak göze batan kurumlar olduğunda aslında işlevleri arasında sayılan ama çokta önemsenmemiş olan mesleki eğitim verme ve meslekte standartları belirleme görevi yerine dinsel kurumlara (Tüm Anadolu dinlerinde Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslam'ın farklı ekol ve yolları) yaslanarak dinsel bağlarla bağlılık üzerine taassup merkezlerine dönmüştü. Bugün meslek liseleri de aynı sıkıntı ile boğuşmakta ve özellikle 1980 sonrası ülkenin savrulduğu yer olarak yine bu muhafazakâr kanal çıkmazına girmiş bulunmakta.

Ülkemizde hâlâ mesleki tanımlar, mesleki belgelendirme tam olarak olmadığından dolayı mesleki eğitim bir türlü çağın gerçeklerine uygun hale getirilmeyip, başka konuların kaldıracı olarak kullanılmasından dolayı işlevsiz kalmıştır.

Sanayileşememiş, ticaret dünyasını tam oluşturamamış yalnızca rant ve beton ekonomisi üzerine kurulu ekonomik ve sosyal yapı da meslek eğitimi de tüm eğitim gibi kısır kalmıştır.

1980'den sonra eğitim bilimi konusundan bi'haber kesimler tarafından kurban edilen tek eğitim kurumu meslek okulları ve yetenek sistemiyle çalışan sanat okulları (konservatuar vb.) olmuştur. Askeri okullar, polis okulları ve meşhur imam hatip okulları yüceltilmesi sırasında meslek okulları hep darbeyi alan ve geriletilen kurumlar olmuştur. Bunda bu okullara çöreklenmiş muhafazakâr ve milliyetçi eğitimcilerin de etkisi azımsanmayacak kadar çoktur. Halbuki yüceltilen askeri okullar, polis okulları ve meslek liselerinin mezara gömülmesinin sebebi olan imam hatip liseleri de meslek okullarıdır. Ne acıdır ki ülkemizde meslek okulu olmak küçültücü birşey sayılmaktadır.

Sanayimizin tam bir büyük ölçeğe ulaşmaması, küçük ve ortak ölçekli kuruluşların aslında küçük sanayi sitesi işletmesi olması ve daha 2000'lerin başına kadar sanayi sitelerindeki işlerin usta-çırak ilişkisiyle götürülmesi sebebiyle özellikle ara eleman ihtiyacı duymayan bir üretim modelinden dolayı "nitelikli işgücü" talebi olmamıştır. Evet bu kadar küçümsenen meslek okulları "nitelikli işgücü" yetiştirmektedir. Ve ne tuhaftır ki niteliksiz işgücü piyasası daha birkaç sene öncesine kadar (özellikle inşaat sektörü ki 1984'den beri gözbebeği olarak görülür tüm iktidarlar tarafından) daha canlı ve talep görmekteydi.

Toplum öldükten sonra mezarının başında Yasin okuması için çocuklarını yetiştirirken, niteliksiz diplomalı kalabalıklar, nesiller meydana getirmiştir. Bugünde bu süreç devam etmektedir.

Yine çok acıdır ki, bir ülke eğitim denilince Üniversite mezuniyetini anlamaktadır. Klasik lise, İmam Hatip Liselerinden çıkan insanlar önceden hiçbir nitelik değerlendirmesi yapmadan herhangi bir dalda mühendis vb. olmaktadır. Başlangıçta iyi niyetli amaçlarla kurulan ama hiçbir altyapıları olmayan Meslek Yüksekokulları yine bugünde işlevsizdir.

Üniversite okumak herkesin hakkıdır ama zorunluluk değildir. Mesleki yeterliliği Üniversiteler değil Mesleki eğitim vermektedir. Bugün tarımda ve sanayi de acilen mesleki eğitime yönlenmek gerekmektedir.

Bu ülke meslek tanımlarını yaparak, günün teknoloji ve ihtiyaçlarına göre mesleki eğitim formasyonu oluşturarak mesleki eğitimi cazip hale getirmek zorundadır.

Eğitim sistemini her zaman yaptığımız gibi sulandırmadan, çok fazla etikete boğmadan yapmak gerekmektedir. Meslek Liseleri ve Çıraklık, Ustalık Eğitim Merkezleri tam anlamıyla teşekkül ettirilmelidir. Meslek okullarından öğrenciler mezun olduklarında aldıkları belge tam anlamıyla geçer akçe olmalıdır. Ve tüm teknik işletmeler bu belgelere haiz insanları istihdam etmelidir.

Yoksa bu ülke niteliksiz işgücü çöplüğü olmaya devam edecektir.

Unutmayalım MESLEK LİSESİ MESELESİ MEMLEKET MESELESİDİR.


31 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page