top of page
  • Yazarın fotoğrafıözdenbekir karakaş

HİTİTLER DE TANRILAR



Dünya insanlık tarihinde Hititler kadar çok tanrıya sahip olan ve pantheonları o kadar büyük olan başka bir medeniyet yoktur. Bu tanrıların hepsinin bir tapınakta toplamak istesek ve tapınakta dünya tarihinin en büyük tapınağı olurdu.



Hititler tanrılarıyla o kadar gurur duyuyor o kadar sahipleniyordu ki; tanrılarına "Hatti'nin bin tanrısı" diye hitap ediyorlardı.



Hititler geldikleri coğrafyanın Anadolu'nun kadim tanrılarını bırakmadı. Fethettikleri, ilişkide oldukları yerlerin tanrılarını da tanrıları kabul etti.



Hitit tanrılarının büyük çoğunluğu insan figürüyle tasvir edilirken, hayvan formunda (örneğin boğa suretindeki Fırtına Tanrısı) veya taş bir nesneyle (huvvaşi) temsil edilmekteydi. Ve Hitit kralları ölünce tanrı olmaktaydı.


Hitit Krallığı'nın baş tanrısı Fırtına tanrısıydı. Bu tanrının adı "Tarhuna"ydı. Tarhuna tanrıların kralı, tanrıların tanrısı kabul ediliyordu. Semavi bir tanrıydı. Hitit kralları tahtta görevi yaparken kendilerini Fırtına tanrısının yeryüzündeki yansıması olarak görürdü. Kendilerini yeryüzündeki Fırtına tanrısı kabul ederdi.



Hitit Fırtına tanrısının eşi Hatti kökenli bir Güneş tanrıçasıydı. Hem semavi hem de yeraltı tanrıçası olarak ülkeye, insanlara ve hayvanlara bereket getiren bir ana tanrıçaydı. Kutsal yeri Arinna şehrindeydi ve Hitit metinleri tanrıçaya her zaman "Arinna'nın Güneş Tanrıçası" adıyla hitap etmekteydi. Yeraltı tanrıçası da olduğunun elimizdeki en büyük delili; Hattice unvanı "Toprağın Anası" Wurunşemu, tanrıçanın yeraltıyla bağlantılı asıl karakterine dair bir kanıttır.

Bu tanrıça ilerleyen zamanlarda özellikle Kizzuwatna'da tapınılan Suriye-Hurri kökenli Hepat ("Halpa"dan gelen) ismine bürünmüştü.

Hitit Kralları, Kral olduktan sonra Fırtına tanrısı oldukları kabul edildiği için, bu koruyucu tanrıya şükranlarını sunarken;

"Ey, Arinna'nın Güneş Tanrıçası, Hanımım, bütün ülkelerin kraliçesi, Yer ve Gök Tanrıçası"

diye hitap ve dua ederdi. Ona hanımım diye seslenerek kendisinin Fırtına tanrısı onunda eşi olduğunu olduğu özellikle belirtirdi.


Fırtına tanrısı ve Güneş tanrısının çocukları Sarruma, Allanzu ve Kunzişalli'ydi.



Gündelik hayatın her köşesinde koruyucu bir rol üstlenmiş hami tanrılar Hititlere Luwi'lerden geçmişti. Ve birçoğu Luwi'lerdeki işlevin aynısını üstlenmişti.


- İnara (=LAMMA) bu hami tanrıların en yaygını olan Hitit tanrısıydı. Luwi kökenli Geyik Tanrısı Kurunt(iy)a ile aynı tanrıdır.

- Telipinu, Hattilerin fırtına tanrısı, Hititlerin bitki tanrısı olmuştu.

- Teteşhapi, Hattilerin vahşi hayvanların efendisi Hititlerde aynı isimle ve işlevle kendine pantheon da yer bulmuştu.

- Eski Hurri din inançlarına ait Kumarbi,

* Mezopotamyalı tanrıça İştar ile ortak özellikleri paylaşan ve Fırtına tanrısının kızkardeşi Sauşya ("Büyük olan"),

* Ölüler diyarının tanrılarından bir olan Allani ("Hanım"),

* Aşk tanrıçası İşhara'da aynı Hurrilerdeki işlevleriyle yer almıştı.

- Tanrıların en bilgesi EA'ydı. Ve Mezopotamya'nın bu bilge tanrısı Hatti'de sonra Hititlerde aynı külte sahipti. EA Anadolu ve Mezopotamya mitolojisinin en önemli karakterlerinden biriydi.


Antik medeniyetlerin en çok tanrılı tanrı kültlerinde; Güneş, ay ve yıldızlar ile doğa (dağlar, denizler, nehirler ve özellikle su kaynakları) tanrısal varlık olarak kabul edilmekteydi.

Hititlerde Güneş, ay ve yıldızları ve doğayı tanrısal varlıklar olarak kabul etmekteydi. Gökyüzünün Güneş tanrısı, yani Güneş Kursu erkek bir tanrıydı. Hititler onu İştanu (Hattice Estan) olarak biliniyordu. Hurrice ismi ise Şimigi (Fars mitolojisindeki Simurg'un proto hali)idi. Luwi'lerden Hititlere geçen Ay tanrıçası Arma'ydı. Hitiler de dağların hepsi birer tanrıydı (özellikle Hitit Krallarının birçoğu -Arnuwanda, Ammuna ve Tuthaliya gibi- bu dağ isimlerini taşımaktaydı). Nehirler ve kaynaklar gibi coğrafi doğa unsurları da Hititlerin taptığı tanrılardandı. Kaynakların bugün bile kutsal sayılma kültü Luwi ve Hititlere dayanmaktadır.




24 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page