top of page
  • Yazarın fotoğrafıözdenbekir karakaş

DİLGE/DİLGAN/TİLGEN/TİLGE



Benim yaz müjdecim oğlum Dilge’dir. Bahar müjdecim de kızım Ilgın. Ilgının doğum gününde ona bir yazı yazmıştım. “Karagözlü kızım Ilgın’a, Ilgın Ağacının Türlü Hikâyesi (Tamarix Mitolojisi)” hikâyesinde Ilgının adı ile Anadolu ve Kafkas diyarlarını dolaşmıştık. Oğlumun doğum gününde de gökyüzünde dolanıp, Babil’e oradan Orta Asya steplerine ve Çin Sarayına gideceğiz.



Yazın Simgesi: Yaz Üçgeni

Ama yaz deyince herkesin aklına “Yaz Üçgeni” adını taktığımız üç yıldız gelir. Uzaktan bakıldığında bir üçgenin köşelerini oluşturan bu göz alıcı üç yıldız; Çalgı takımyıldızında yer alan Vega, Kuğu takımyıldızında yer alan Deneb ve Kartal takımyıldızında yer alan Altair’dir. Bu büyülü üçlü, yaz başında kuzeydoğu ufkunda yeni yeni yükseliyor ancak, yaz sonuna geldiğimizde tam başucumuza kurulacak.1

Niye gökyüzüne çıktık derseniz Vega yıldızı için göklerde seyahat ediyoruz. Haberci arıyoruz onun için.

Üçgenin ikinci üyesi, Kuzey Yarım Küre’nin en parlak 2. yıldızı, gökyüzünün en parlak 5. yıldızı ve güneşten 50 defa parlak olan safir renkli güzel Vega. Dünya’dan 25 ışık yılı kadar yakın olan Vega’ya Araplar El Vaki yani “Akbaba Yıldızı” gibi pek zarif olmayan bir ad takmışlar nedense.1


Babilliler ise ona “ışığın habercisi” anlamına gelen Dilgan diye seslenirlermiş. Kuzey Yarım Küre’de Mayıs ayının ortalarından itibaren görülür olan Vega, Yunan mitolojisinde ozan Orpheus’un çaldığı arpa benzetilir. İlkçağda, ünü Trakya’dan İtalya’ya kadar yayılan “Orfeizm” denilen bir akım yaratacak kadar yaygın olan Orpheus’un müziği vahşi hayvanları bile büyülermiş.1


Dilgan ışıkçı, aydınlatıcı, bilgilendirici, en güzel haliyle bildiren demektir. Dil ışıktır. İnsanın sesi, konuşması, bilgi vermesi de ışıktır.


Dilgan Babil’in bereketli ovalarından yola çıkıp, yüce dağları aşıp Orta Asya bozkırlarına gelince Tilgen oldu.



Dil ses demektir. Ses konuşmak demektir. Konuşmak aktarmak demektir. Aktarmak bilginin, sevginin insani olanının alış verişi demektir. O sesten olan alışveriş aydınlık demektir. Dilini akıllıca kullanan, aklını akıllıca kullanandır. Aklını akıllıca kullanan, yüreğini ustaca yönetendir. Türk kağanları Çin imparatorlarına bağlılıklarını göstermek amacıyla bir oğullarını bırakırlardı. Bu uygulama dünya imparatorluklarının tamamında uygulanmıştır. Vassal (bağlı topluluklardan) krallar bağlı oldukları imparatora bağlılıklarının garantisi olarak bir oğullarını ya da kardeşlerini bağlılıklarının garantisi olarak bırakırlardı.



Bunun için Türk kağanları oğullarından dilini, aklını ve yüreğini en iyi kullanabileni Tilgen/Tilge veya günümüze gelen adıyla Dilge olarak İmparatorluğa göndermiştir. Bu Tilge veya Dilge Hanlar aynı zamanda tabi oldukları milletin gözü, kulağı ve habercisi (casusu) olmuşlardır. Nice Türk zaferinin altında bu gönüllü esaret prenslerinin isimsiz imzası vardır.


Güzel konuşan, bilginin ve ışığın habercisi, dil bilgesi, dil ve akıl ustası, hatip ve bilge casus. Özünde insanının en belirgin iki ayrıcalıklı özelliğinin -dil ve aklın ustası.


Dilge Kağan'la ok kuşanıp Kıyan bozkırlarına doğru bir gezmeye çıkalım. Türk kavimleri uçsuz bucaksız Orta Asya steplerinde bir yandan hayvancılık, akıncılık ederken (bu arada boşta kaldıkça üç Türk bir araya gelip devlet kurarlarken), diğer yandan da birbirleriyle kıyasıya rekabet, savaş ederlermiş.


İşte o zamanlardan birinde Özbek Hanı Telim-Han bütün Turan ülkesinin büyük Hanı imiş. Telim-Hanın en büyük şansı Ulug-Arslan gibi bir büyük vezir ve bahadıra sahip olması imiş. Fakat Ulug-Arslan'a olan bu sevgi gitgide azalıyormuş. Bu sevgi azalmasının ana sebebi Telim-Hanın babası Bekitmiş-Hanın ejderha ile mücadelesinde orada bulunan Ulug-Arslan'ın, Bekitmiş-Hanı Ejderhadan koruyamaması ve Ejderhanın Bekitmiş-Hanı yutması. Telim-Han'da bu Ejderhanın yutmasından dolayı niçin ejderhanın ağzından kurtarmadı diye o büyük bahadırı sorumlu tutuyordu?


Halbuki bugün oturduğu otağa onu Ulug-Arslan oturtmuştu. Büyük vezir bakmış ki kendisine sevgi ve saygı azalmış, ailesini ve bahadırlarını toplayıp bozkırlara, kıyanlara doğru göç ederek, kendine bir yurt bulmaya karar vermiş.


Telim-Hanın yanından ayrılmadan evvel otağına girdi. Söz istedi. Büyük Han Bahadıra hürmette kusur etmedi. Gönlü biraz buruk olsa da, atasına saygıda kusur etmedi. Sağ yanına ak post üstüne buyur etti.


Ulug-Arslan;


- Baban, Atan Bekitmiş Han bana iki emanet bıraktı. Bu iki emaneti mutlaka birbirine kavuştur dedi. Hanlık emanet etti, bir de yiğit oğul. Ellerimle oğulu han yaptım. Emanete düşmanlık etmedim.


Yolum uzundur. Hepimizin atası Hanlar Hanı Cengiz Hanın diyarlarına gidip, oralara yerleşeceğim. Belki halkımda beni gözünden uzak tutunca rahat eder. Gitmeden izin olursa, bir kaç sözle tavsiyem olacaktır.


Telim-Han;


- Babamın Bahadırı. Onun en kutsal emaneti, hepimizin atası Bahadırların en şanlısı Ulug-Arslan atam kusur ettiysek affet. Seni kendinden uzak tutmayı isteyen göz kör ola, senin tavsiyeni istemeyen kulak sağır ola. Buyur seni dinlerim.


Ulug-Arslan;

- Hanlığının 14 yaşına dikkat et derim. Türkmen Hanı Bükdi genç ok atan, kılıç kuşanan yaşa gelecektir. Babasının intikamı için gelecektir. Bükdi Türkmenlerin bütün illerinin Hanıdır. Türkmenler düşmanımızdır ama unutma mert düşmandır. Namert dostu kapına basma ama mert düşmandan gözünü ayırma. Kardeşi Dilmur-Türkmen İski, Salur-Kazan, Temir-Taş, Çavdar Türkmen illerinin hanıdır. Bükdi'nin akpostudur. Kardeşi Dilgur Çandır, Lebne, Yıpar, Oğud illerinin Hanıdır. Bükdi'nin kılıcının kınıdır.


En dikkat edeceğin Dilger-Türkmendir. Dilge-Han derler. Çavuldur, Çandır, Çiğil, Sakar illerinin Hanıdır. Bükdi'nin kalbinin anahtarıdır.


Hanım savaşta Bükdi, Dilmur-Türkmen, Dilgur-Türkmeni yenersin, savaşırsın, dövüşürsün ama Dilge-Han başkadır. O Çin sarayında emanetken Türkmenlere casusluk edebilecek kadar akıldır. Derler ki, dili ile aklını beraber yönetme becerisine sahip nadir insanlardandır. Dili ile aklını beraber kullanan adam, savaşta cengaver olanın olanın elinden silahını, altından atını alır da cengaver ne olduğunu bile anlamaz.


Eğer Türkmenlerle savaşırsan meydana gelmiş olanlardan gözünü ayırma ama bu Sakar illerinin hanından iki gözünü kulağını ayırma. Korkum odur ki, okla kılıçla bahadırlıkta kazandığında divanda sohbette bu hana kaybedersin. Özbekler, atalarım ve şansım sana emanet. Hakkını helal et Telim-Hanım.


Bu ziyaretten sonra Ulug-Arslan çadırlarıyla yola çıktı. Kıyan bozkırında körüğe üfleyen Kıyatlar bu ulu Bahadırı misafir etti. Ona konaklamak için yurtluk verdiler. O orada yurtladı.


On dört yıl geçti. Telim-Hanın çadırına haberler gelmeye başladı. Bükdi-Han bütün illerinden topladığı ordu ile Özbek illerine doğru gelmekteymiş.


Telim-Han kendi on iline (Özbek, Râk, Ilak Tohmaş, Kimerî, Saklab, Uygur ve Tibet) haber saldı. Ordularını topladı. Casuslarına Sakar diyarında neler olup bitmekte onu sordurdu. Onlar Dilger-Türkmen'in illerinde öyle fevkalade bir hazırlık olmadığını küçük bir birliğin Bükdi-Han'la beraber hareket ettiğini söylediler.


Bu haber üzerine Ulug-Arslan Ata'nın söyledikleri aklına geldi Özbek Hanın. İçine bir kurt düşmüştü. Bu aklıyla dilini birlikte kullanabilen yiğitle karşılaşmak için sabırsızlanıyordu.


İki ordu karşılaşınca, başabaş savaş başladı. Türkmenlerden Dilmur-Türkmen ileri atıldı. Özbek'lerden de Kultorum. Kultorum,, Dilmur'u öldürdü. Bunun üzerine Türkmen'lerden Dilgur-Türkmen ortaya çıktı. Dilgur da, Kultorum'u öldürdü. Kultorum'un kardeşi Kaydur da Dilgur'u öldürdü. Bükdi-Han, ordusunun sarsıldığını görünce bizzat kendisi savaş meydanına gelip, Kaydur'la birlikte epey Özbek'i kılıçtan geçirdi. Bundan sonra artık Türkmen Bükdi-Han'la, Özbek Telim-Han'ın başabaş savaşı başlar. Telim-Han en sonunda, Türkmen Han'ı Bükdi'yi öldürmeyi başarır.


Düşmanı öldürmüştür de Özbek Hanı gerçekten düşmanı alt etmiş midir? Bükdi öldükten birkaç gün sonra Telim_Hanın çadırına bir haberci gelir;

"-Ben Türkmen diyarlarının Hanı, on ilin hanı, Başbuğ Cengiz Hanın torunu, Oğuz Hanın mirasçısı, Çin diyarının asil misafiri Dilger-Türkmen. Yoldaşlarının dediği gibi Dilge-Han. On ilimin Hanı, atalarımın emaneti kardeşlerim, karındaşlarımı savaş meydanında yiğitçe dövüşerek alt etmişsin. Senin de oğulların yiğitçe döAyvüşerek alt olmuşlar. Demem odur ki, Özbeklerle, Türkmenler dövüşerek birbirini alt edemeyecek, babalar oğulları, çocuklar atalarını Göktanrıya gönderecek.


Gel bir otağ kuralım. Kutlu bir otağ olsun. Tanışalım, konuşalım ve anlaşalım."


Bu haber Özbek hanını mutlu etmiş. Sakarlardan gelecek dil ustası için yapılan nasihatler uçup gitmiş aklından.


O da haberci yolladı. Büyük bir Toy kurduğunu oraya beklediğini haber etti. Dilge Han davete katıldı. Yenildi içildi, Özbekler Türkmen misafirlerine hürmet etti. Türkmenler bu misafirperverliğe saygı gösterdi. Özbek Bahadırları, atabeyleri Dilger-Hanın sohbetleri, sorulara cevaplarını ağzı açık dinlediler.


Dilge-Han;

-Özbek Hanı, evsahibim Telim-Han, dostluğunun nişanesi olarak, bacın Ay-Buka Hanı, Hanım yapmak isterim. Bu düğünün hediyesinde elinin bol olacağını kardeşini çeyizsiz yollamayacağını bilirim. Ben iki oğlun için iki yiğit torun vereceğim sana sen de iki kardeşimin hatırası için Saklab ve Rûyin illerini isterim.


Bahadırlarının yanında ne diyeceğini şaşıran Özbek Hanı, hem kızkardeşini vermek hem de iki ili kızkardeşine çeyiz diye vermek zorunda kalır.


Dilger-Han hiç kan dökmeden barış yolu ile hem iki kavim arasında dostluk kurar. Mutlu bir yuva kurar ve yeni illerin sahibi olur.



Doğum günün kutlu olsun oğlum. Dilge oğlum.






BU HİKAYE ÖZBEKLERİN MEŞHUR HAN-NAME'SİNDEN UYARLANMIŞTIR.

Kaynak:

1HÜR Ayşe. Gökyüzünün Altında: Yıldızlar ve Mitoloji. Kozmikanafor.com. 2 Ekim 2020. https://www.kozmikanafor.com/gokyuzunun-altinda-yildizlar-ve-mitoloji/


ÖGEL Bahaeddin. Türk Mitolojisi 1.Cilt. Türk Tarih Kurumu. 6.Baskı. Ankara, 2014.


75 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page