top of page
  • Yazarın fotoğrafıözdenbekir karakaş

DEVRİM ve REFORM / Reformist Hareket 1



Bu Reformist Hareketin Manifestosudur.

Devrim bir değişim başlangıcıdır. Eski yapının tamamen ortadan kaldırılması ve yeni bir yapının kurulmasıdır. Devrim kurulu tüm sosyal, kültürel ve ekonomik yapıların yıkılmasıdır. Tüm devrimler doğası gereği “dogma” haline gelmektedir. Devrim en başta gelişmeci, inovatiftir. Sonrasında muhafazakâr bir yapıya hapsolmaktadır. Hiçbir devrim sürdürülebilir değildir.


Devrim, belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişikliktir. Devrim bir devinim değildir. Başta olan büyük değişikler sonrasında toplum tarafından dokunulmaz kutsallar, dogmalar haline gelmektedir. Zaman geçtikçe devrim çağa ve değişime direnmeye başlayacaktır. Muhafazakâr bir hale gelecektir. Bu geçmişten itibaren tüm devrimler için geçerlidir.


Reform devrim denilen yıkıcının kurduğu yeni yapının (bu yapı her zaman inşaat tabiriyle kaba yapıdır) şekillenmesi, düzenlenmesi, günün koşullarına ve yeni topluma uygun hale getirilmesidir. Devrim bünyesi her zaman reforma tepki vermektedir. Ve bu tepki çoğu zaman aşırı sert bir tepkidir. Dünya da ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok reform örneği olmasına rağmen, bu coğrafyanın bilinen ikibin yıllık tarihinde bir toplumsal devrim olmuştur. Ne devlet kurumunda, ne de din kurumunda hiç reform hareketi olmamıştır. İki bin yıllık tarihte hep saltanat boyunduruğunda ve din prangasıyla yaşayan dogmaya boğulmuş toplumlar (aslında bir türlü toplum olamamış yığınlar) artık kanına ve canına işlemiş olan bu boyunduruktan çıkıp ne devrim ne de reform talebinde bulunabilmektedir.


Devrimler inovatif ve sürdürülebilir değilken, reform tam tersidir. Bunun yanında reform bir revizyon değildir. Revizyon reform sürecindeki düzenleyici uygulamalardan sadece biridir. Reform, kademeli artan demokratik ilerlemenin toplumun temel ekonomik ilişkilerini, politik, sosyal ve kültürel yapısını değiştiren, düzenleyen ve yenileyen süreçtir.


Reform, kademeli artan demokratik ilerlemenin toplumun temel ekonomik ilişkilerini, politik, sosyal ve kültürel yapısını değiştiren, düzenleyen ve yenileyen süreçtir.

Türkiye de bu coğrafyanın en büyük devrimi yapılmıştır. Devrim özellikle ilk on beş yılında tüm hızıyla toplumu dönüştürmeye girişmiş sonrasındaki on iki yıl insanlık tarihinin en kanlı ve büyük savaşının ortasında kör topal ilerlemeye ilk baştaki kadar olamayan bir hızda devam etmiştir. Sonrasında toplumsal dinamikler ve dünyanın yeniden şekillenmesini sağlayan güçlerin müdahalesi ile devrim tamamen durmuş, geriye gidiş başlamıştır. Devrime bağlı kitle daha doktrinini ve sürecini tamamlayamamış devrimi savunma güdüsü ile devrim karşıtı güçlere karşı devrimin durduğu noktaya kadar olan tüm değişim ve kazanımları maalesef dogma haline getirmiştir. Tüm dogmalar gibi hem dışarıdan hem de dogma haline getirenlerin bu yaklaşımlarıyla devrim çok hırpalanmıştır.



Türkiye toplumunu oluşturan yapının dini inançları tarihsel süreç içinde diğer coğrafyalarda olduğu şekliyle bir reform/yeniden yapılanma sürecine girmemiştir. Türkiye coğrafyasında ağırlıklı olan Sünni İslam, Ortodoks Hıristiyanlık ve Anadolu Yahudiliği tüm bu reform denemelerini geri püskürtmüş, toplum tarafından da bu dinlerin oluşturduğu kurumların yoğun çalışmaları sebebiyle kabul görmemiştir.


Bugün Türk ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel yapıları tamamen tıkanmıştır. Dünya tarihinde altın harflerle yazılmış bir devrimi yeniden ayağa kaldırmak için, devrim üzerinde reform yapmak zorunludur. Bugünün şartları ve artık işlevsiz kalan ideolojiler sebebiyle devrim anlamsızdır. Reformu yapacak reformistler harekete geçmek zorundadır.


Türkiye’deki reform çalışması inancı içine alan bir düzlemde olmamalıdır. O işin reformcu/yeniden yapılanmacı teologların inançlıları ikna ile mutabık kalarak başlayabilecekleri çok farklı toplumsal dinamikleri olan konudur. Hele ki bu coğrafya da inanç konusu tamamen etrafından dolaşılması gereken, hiçbir şekilde toplumsal ve ekonomik reformcuların değmemesi gereken hatta üzerinde düzenleme için fikir yürütmemeleri gerek bir konudur. Yüzyıllık Cumhuriyet tarihi din kurumunu kurumsal yapı olan devlet tarafından kontrol edilmemesi gereken bir yapı olduğunu göstermiştir. Bunun en açık sebeplerinden biri siyasi erkin hele ki siyasetlerini din temelli yapan yapıların ülke yönetiminde söz sahibi olduğunda dini toplumu gütmek için siyasi bir araç olarak kullanmalarıdır. On sekiz bin yıllık coğrafya tarihinde tüm emperyal saltanatlar dini bir araç olarak kullanmış ve erk sahipleri dinsel kutsallar olarak kabul ettirilmiştir.


Devrim Sürdürülebilirlik ve İnovasyon içermemektedir. Devrim yürüyüşünün sonunda kalıcı olarak durmaktadır. Devrimci ondan sonra devrimini temellendirmek için, eskiden kalanların tamamının yıkımını yapmaktadır. Dinlerdeki elçiler ve kurucular da devrimcidir. Beraberlerindeki yol arkadaşları ile beraber yeni dini kurar ve onlardan sonra din büyük bir kutsi “dogma” haline gelmektedir. O yüzden teolojik devrimlerin sonucunda oluşan yapılarda yalnızca reform/yeniden yapılanma ya da dogmanın üstüne yapışan kurulan inançla alakası olanlardan arındırma eylemi yapılabilmektedir.


İdeolojik devrimlerde bugün gördüğümüz gibi dogma haline gelmiştir. Ondan doğan farklı anlayışların tamamı için ana ideoloji artık dokunulmazdır. Devrimin başlangıcı değişimdir. Sonrasında devrim değişimin önündeki en büyük engeldir. Devrim ve değişim arasındaki paradoks budur.


İdeolojik devrimler özellikle günümüz dünyasında her ideolojik devrim tartışmasının merkezine hemen oturtulan Marksizm ve Komünizm bir çok akım ve fraksiyon çıkarmış olmasına rağmen artık bir ölüdür. Onun karşısındaki Kapitalizm insanlık elinde çoktan ölmüştür. Fakat kapitalizm ideologları onu “görünmez el” haline getirmiş ve tanrısallaştırmıştır. Ölü Kapitalizm aynı Süleyman’ın yerin altında ölü olarak cinleri köle olarak çalıştırması gibi bir işlev görmektedir. Eninde sonunda Süleyman’ın foyasını ortaya çıkaran ve ölü bedenini dayadığı asasını kemiren tahtakurusu ortaya çıkacaktır. Kapitalizmin yenidünyada makyajlanmış haliyle sahneye çıkmış “Liberalizm” aslında aynı şeyleri biraz daha süslü sunmaktadır. Mülkiyeti kutsamakta kapitalizmin daha vahşi halidir. Kapitalizmin dört çocuğunu; Monarşizm, Faşizm, Conservatism (Muhafazakârlık) ve Liberalizm aynı zamanda sağın dört atlısıdır.


Tüm ideolojilerin ve inançların mutlak olarak reforma ihtiyacı vardır. Yeni bin yılda; yeni insanın (dijital insan veya siber insan – digitalsapien/cybersapien) bu inanç, ideoloji ve felsefe ile yoluna devam etmeye hiç niyeti yoktur. O yüzdendir ki reform yeni bin yılın kavramlarına göre toplumu (bilim, felsefe, etik ve estetiği) tasarımlayacaktır.



Bu yazı çalışması Reformist Hareket kitap çalışmasının özetidir. 3 kısım halinde yayınlanacaktır.


36 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page