top of page
  • Yazarın fotoğrafıevrenseldevinim

'Yok canım, bu kadarı da olmaz!'​ demeyin...


Bu yazı ilk olarak 20 Eylül 2020'de yayınlandı.

Yaşadığı tarihe ‘tanıklık’ eden sıradan bir Alman’ın, Sebastian Haffner’in (*) hikâyesini okuduğumda, “Yok canım, bu kadarı da olmaz!” dediğimiz her şeyin birer birer olduğunu, çökmez denilen kurumların kağıttan kaplan gibi birbirinin üstüne devrildiğini, bir toplumun akli melekelerini ve vicdanını kaybetmesinin ne kadar kolay olduğunu anlamanın derin hüznü ve çaresizliği kaplamıştı içimi.

Bu nedenle birkaç kez Haffner’in anlattıklarını yazmaya yeltensem de, kendi toplumsal çöküşümüzle yüzleşmeye henüz hazır olmadığımdan, yazmaktan hep vazgeçtim. Ta ki, Murat Sevinç’in Duvar Gazetesi’nde Haffner’in hikayesi üzerine yazdığı yazıya rastlayıncaya kadar...

Murat Sevinç, “Nazi devrine dair okuduğum her yeni kitapta, aynı şaşkınlığı yaşıyorum. Rejimin uluslararası boyut ve nitelikleri, ekonomik tercihleri, toplum tahayyülleri, hukuk anlayışları, yöntemleri vesaire… Hepsi bir yana, beş para etmez, niteliksiz bir ruh hastasının, nasıl olup milyonlarca Alman’ı insanlıktan çıkarmayı başardığını, aynı hayret duygusuyla kavramaya çalışıyorum... Hitler ve adamlarının bunu yaptığı insanlar, büyük besteciler, edebiyatçılar, tarihçi ve felsefeciler, devlet adamları yetiştirmiş bir halk” diyor.

Haffner’in hikayesine gelince, Haffner, hiç de politik biri değil. Hitlerli yıllarda genç, geleceğe umutla bakan bir hukukçu. O ve arkadaşları uzun bir süre kendilerine dokunulmayacağı avuntusuyla yaşarlar. Ama yıllar içinde totaliter iktidarın nasıl herkese, her şeye, hayatlarının her alanına dokunduğunu ürpererek fark ederler.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında henüz küçük bir çocuk olan Haffner, kendi çocukluğunun atmosferini anlatırken Nazilerin peşine takılan sıradan Almanların ve savaşsız yapamayan tüm totaliter rejimlerin de hikayesine de ışık tutar.

1914-1918 yıllarında, Haffner ve okul arkadaşları için “savaş”, bir oyundur artık. Şovenist duyguların çevrelerini sarmasının onları sürüklediği savaş müptelalığı ile büyür o dönemin çocukları.

Savaş, yoklukları, açlığı, kötü yaşam koşullarını katlanabilir kılar. Çocuklar için aritmetik, ölülerin, yaralıların, tutsak sayılarının toplanıp çıkarıldığı; kaybedilen veya kazanılan toprakların, kaç uçak bir zırhlı kruvazör eder hesaplarının yapıldığı bir ders olur.

Haffner’e göre Nazizm'in kökü “hep Alman okul çocuklarının savaşta yaşadıklarında olmuştur, cephede yaşananlarda değil."

Haffner, “On senelik dönemde doğmuş Alman okul çocukları 1914-1918 arasında günbegün bu şekilde yaşadılar savaşı. Ve işte bu daha sonra Naziliğin her şeyi mümkün kılan temel tahayyülü oldu.” der. Haffner’in anılarının bize anlattığı, her şeyin aslında çok basit olduğudur.

Bir çocuğun anlayabileceği sadelikte ve basitlikte bir propaganda ve yine bir çocuğun hayal gücünü harekete geçirecek bir aksiyon anlatımı ile totaliter, otoriter ve faşist yönetimlerin dünya sahnesine ne kadar hızla geri döndüğünün hepimiz tanığıyız zaten.

Haffner, muhalefetin tutumu ve korkaklığına özel bir yer verir.

Tıpkı bugün yaşadığımız siyasal, ekonomik ve toplumsal çöküşün karşısında ana muhalefetin katatonik hali gibi...

Bunun en son örneğini, adından başka hiçbir şeyin kamuoyu tarafından tartışılması istenmeyen İstanbul 3.Havalimanı inşaatında, işçilerin başta insanca çalışma koşulları talepleri ile başlayan iş bırakma eyleminin polis şiddeti ile bastırılması ve yüzlerce işçinin gözaltına alınması esnasında gördük.

Ana muhalefet partisi lideri Bursa’da muhtarlarla buluşmayı, potansiyel lider adayı ise market alışverişi ile iktidara yüklenmeyi tercih ettiler. Bu arada iktidar, yandaşları ile “hava limanında ihanet eylemi” hashtag’iyle sadece İş Kanunu’nda yazan haklarını talep edenleri terörist ve hain ilan ediyordu... Tam da Haffner’in hatırlattığı gibi bir çocuğun anlayacağı basit ve yalın bir suçlamayla. Haffner, Alman muhalefetini şöyle anlatır:

5 Mart 1933’teki seçimde oyunu Nazilere karşı kullanmış Alman halkının yüzde 56’sının güvendiği bütün partilerin ve diğer kurumların liderlerinin korkakça ihaneti... dünyanın tarihsel bilincinde yeterince görünmez... İhanet... geneli kapsar ve soldan sağa istisnasızdır.”

Haffner, Komunistlerin “her an hazır olmak” sloganı ile aslında üst düzey yöneticilerinin zamanında yurt dışına kaçma hazırlıkları yaptığını yazar. Ama asıl sosyal demokratlar için söyledikleri çarpıcıdır. Sosyal demokratlar 1933’teki seçim mücadelesini... Nazilerin sloganlarının arkasına takılıp, kendilerinin ne kadar “milli” olduğunu vurgulamaya çalışarak geçirmişlerdi.

4 Mart’ta, seçimlerden bir gün önce, “güçlü liderleri” Prusya başbakanı Otto Braun, arabasıyla İsviçre sınırını geçti... feshedilmelerinden bir ay önce, sosyal demokratlar Reichstag’da hep birlikte Hitler hükümetine güvenoyu verdiler ve Horst Wessel (**) marşını söylediler...

Merkez, yani büyük muhafazakar-Katolik parti oylarıyla, Hitler hükümetine “yasal olarak” diktatörlüğü teslim eden üçte iki çoğunluğa ulaşılmasını sağlamıştı...Nihayet Alman Millicileri (DNVP) “onur” ve “kahramanlık kavramları üzerinde adeta doğrudan doğruya parti programlarıymış-çasına hak iddia eden muhafazakar sağcı çevreler... Nazileri zapturapt altına alıp “zararsız” hale getirecekleri beklentisi...hepsi boşa çıktı...

Partiler nasılsa, siyasi birliklerde öyleydi... Biraz homurdansalar da hiç direnmediler... 1933 Mart’ında milyonlar hala mücadeleye hazırdı. Bir gece yattılar, sabah kalktıklarında kendilerini lidersiz ve ihanete uğramış buldular...Karşı tarafın önderlerinin bu ahlaki fiyaskosu...Nazilerin zafere kolayca ulaşmasını sağlamıştır.”

Haffner’i okurken nefes alamaz hale geliyor ve benzerlikler karşısında dehşete düşüyorsunuz. En çok da, dünyayı korkunç bir savaşa sürükleyen Naziler karşısında, Avrupa’nın tüm akli melekelerinin dumura uğraması ürpertiyor insanı.

Tarih, ders almayanlar için tekerrür ediyor ne yazık ki.

Yazan : Nesrin Nas/ 17/08/2018

(*) Sebastian Haffner, “Bir Alman’ın Hikayesi (Hatırladıklarım (1914-1933). Çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları 2018 (**) Sözlerini bir SA üyesi olan Horst Vessel’in yazdığı nasyonel sosyalist marş.

37 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

HEGEMONYA

Commentaires


bottom of page