top of page
  • Yazarın fotoğrafıözdenbekir karakaş

TÜRKİYE'DE TARİHÇİLİK

Yayınlanma Tarihi : 11 Mart 2020 yayınlandı /Linkedin

Ülkemizde tarihçilik denilince maalesef anlaşılan dört tip tarihçilik vardır; En temel olan Osmanlı tüccarı tarihçiler ki bunlar çoğunlukla son dönem Osmanlıyı çalışmayı çok severler. İkinci olarak İlk dönem Cumhuriyet çalışmayı çok seven ve çoğunluğunu Cumhuriyet ve Atatürk antipatisi olanların oluşturduğu tarihçilerdir. Bunlar için 1950-1960 arası en ulvi en dokunulmaz ve en muhteşem dönemdir. Üçüncü tarihçi grubumuz Türk tarihçisi kimliğinde mitoloji yazarlarıdır. Bunların büyük çoğunluğunun tek amacı bütün dünyanın Türk olduğu, bütün milletlerin Türklerden doğduğudur. Bunlar çoğunlukla belge çalışmaz, saha çalışması ve araştırma yapmaz, daha çok akıl yürütme ve yanlı yorumlarla eserler düzerler. Son grupta hamasetçiler, cengaverler vardır ki, bunlar ellerinde kılıç altlarında beyaz at yaldır yaldır Allah için, Türklük için, Hak için Adalet için yedi düvele kılıç sallatır. Her gazadan yenilmiş olsak bile galip çıkarız, yenildiğimizde de zaten bize düşman olanlarla işbirlikçileri yüzünden yenilmişizdir bu menkibelerde. Bu dörtlü Türk tarihi çetesi dışında gerçek anlamda tarihsel verilerle çalışan, araştıran tarihçiler de vardır. Fakat bunlar pek seslerine duyurmazlar. Çünkü bunların tanıtım ve propaganda kanalları yoktur. Bu dörtlü çeteden değilseniz ve yerleşik o kesimlerin duymasını istediği şeyleri söylemiyorsanız veya tarihsel doğrulardan bahsediyorsanız pek de sevilmezsiniz. Türkiye'nin büyük çoğunluğunun sağ zihniyetten olduğu kabul edilirse, bu kesim Osmanlıcılık konusunda genel alıcıdır. Osmanlının yüceltilmesi hele son dönem Osmanlının mağduriyet masalları çok sevildiğinden dolayı, feslisi, derini, monarşisti bu dönemden ekmek yemektedir. Biraz İttihat ve Terakkiye yüklenip, o dönem payitahtın nasılda çalıştığını ama haksızlığa uğradığını ısıtıp ısıtıp müşterilerinin önüne sunarlar (tabi bu dönem tarihçilerinin bazı sultanları görmezden gelme, onları anmamak gibi, bazısı konusunda müthiş [!] uzman olma durumu vardır). Bir kısım monarşist tarihçi sabaha kadar magazin tarihçilik programlarını yapıp ve dedeleri sayesinde elde ettikleri arşivler sayesinden yerinden musikiler patlatarak tarihi konuları daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Bu monarşist tarihçilerden kimisi çok uzun yıllardır tarih konusunda bir çalışma ortaya koymamasına rağmen nehir söyleşilerle dönemine göre kitle (müşteri) ne duymak istiyorsa birazcık nabza şerbet birazcık kişisel gelişim uzmanlığı halinde büyük tarihçi olarak piyasada dolanmaktadır. Kimi popüler havalı bıyıklı tarihçilerimiz vardır; bunlar da genç kesiminin en sevdikleridir, farklı türleri de bulunur bunların. Ortak özellikleri yıllardır ezber edilmiş tarihsel konularda sanki farklı bir şey söylüyormuş gibi yapmak, bir you tube kanalı açmak ve gençlerin popüleri olan bir iki gece programına çıkmak cümlelerin içine mutlaka İngilizce kelimeler serpiştirerek ortaya karışık çoğu tarihsel bilgi olmayan geçiştirmelerle ekmek yerler. Bunlar anlatmaya başladılar mı her dönemi bir otorite olarak anlatırlar (sallarlar), fakat iki soru soruldu mu, benim uzmanlığım o konu da değil diye başlarlar ama bu allame tarihçilerin hangi dönem uzmanı hiçbir zaman bilinmez. Bir de hamaset tarihçileri vardır, bunlar savaş cenk uzmanı, dini ruhani kişilikler dönemler uzmanı diye uzun bir listedir. Müşterileri çoktur. Muhafazakar kesim, milliyetçi kesim, kafası karışık kesim... Bunların afilli bıyıklı tarihçileri vardır çok meşhurdur. 1980lerden beri çocuk ve genç kesimin ekmeğini yemiş, uydurduğu tarihi masallarla bir kesimin dimağında düzeltilemez tarihler hatalar bırakmıştır. Bol bol padişahların, büyük savaşların uydurma hikayelerini yazar ekmeğini yer. Kendisinin aslı İlkokul sınıf öğretmenidir, arşiv çalışması bilmez, tarihi hiç vesikayı okuyamaz ama o kesimin kanallarında otorite tarihçi olarak ezberlerini kusar. Bu arada kendi yazdığı yalanlara o kadar inanmıştır ki onları da tarihi bilgi olarak anlatır durur. Karşınızdaki birinin bunun hamasetlerinden tarih öğrenip öğrenmediğini anlamak da çok kolaydır. Çevremizde böyle kişilerden yüzlerce vardır. Bir başkası da dini/ruhani şahsiyetleri anlatan onların menkibelerinden bahsedenler vardır, onlar mütedeyyindir, oturuşları konuşmaları tekke müridi gibidir. Bunlar çoğunlukla bu kesimin medyasında Ramazanlarda boy gösterir. Fakat o kesim için bunlar başucu kitaplarıdır. Daha bir çok türü vardır, bu güya tarihçilerin. Bu ülkenin en başta bu güya tarihçilerden kurtulması gerekirdi, Türk tarihi bir noktaya gelebilsin. Tarih bilimsel bir çabadır. Tarih bilimsel metodlarla yapılır. Bu coğrafya da buna gösterilecek en büyük örnek Halil İnancık hocadır. Tarihçi kim diye merak ederseniz, tarihi eser nasıl olur diye merak ederseniz İnancık hocanın bir kitabını okuyun. Uydurma ile gerçeğin farkını hemen anlayacaksınız. Tarih hamaset değildir. Tarih bir ideolojik kaynak değildir. Bir toplumun bir coğrafyanın ortak değeridir. İnsanlığın ortak değeridir. Tarih'in müşterisi olmayın. Tarihin okuru olun. Okur olun ki düşünüp, analiz edip yazılanları yorumlayabilesiniz. Tek kaynağa bağlı kalmayın. Evrensel Devinim

30 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page