top of page
  • Yazarın fotoğrafıözdenbekir karakaş

MUSSOLİNİ'Yİ DOLANDIRAN TÜRK; EYÜPLÜ HALİT



Eyüplü Halit ya da nüfustaki adıyla Halit Keskiner. Hikâyesi çok renkli, ardında bıraktığı kurbanları hayli fazla Girit kökenli suç dehasıdır kendisi. Çocukluğu ve gençliği Eyüp’te geçmiştir. Mahkeme tutanaklarında verdiği ifadelerden babasının Hz. Halit (Eyüp Sultan) türbesinin baş türbedarı olduğunu, oğlu olduğunda bu zatı çok sevmesinden ve hizmet etmesinden dolayı Halit ismini koyduğunu öğreniyoruz. Bu verdiği ifadeler ne derece doğrudur, bu ifadeleri veren kişinin profesyonel bir yalancı olduğunu unutmamak gerektiğini de hatırlamakta yarar vardır.


Eyüplü Halit Osmanlının sonu, Cumhuriyetin başı döneminde çokça iş başarmış bir dolandırıcıdır. Sonra ki yıllarda bu efsanenin yaptığı akla ziyan dolandırıcılıklar başkaca dolandırıcılara mal edilmiştir. Bunların başkalarına mal edildiğini nereden öğreniyoruz derken dönemin meşhur İstanbul Emniyet Müdürlerinden Yaşar Danacıoğlu sohbetlerinden öğrenmekteyiz. Danacıoğlu “dönemin en ünlü dolandırıcısı olarak nam salan Sülün Osman ismi kadar büyük olmayıp, basit bir çimento dolandırıcı idi.” Danacıoğlu’nun söylediğine göre Sülün Osman’ı meşhur eden Beyoğlu muhabiri olarak çalışan Halit Çapının Sülün Osman’la yaptığı söyleşilerde anlattıklarını hiç doğrulatmadan yayınlaması ve Eyüplü Halit’in marifetlerini kendisine mal etmesine aracı olmasıdır. Nedir bu marifetlerden bir kaçı; Galata kulesinin satılması, Galata Köprüsünün satılması, Dolmabahçe saat kulesinin satılmasıdır.


Eyüplü Halit'in Türkçe okur-yazarlığı yoktur ama Rumca, Fransızca, Ermenice konuşma konusunda ustadır. Eyüplü Halit eğitimli olmamasına rağmen çok iyi bir dinleyici olma hasletine sahipti. Mevcut ortamı bilgili kişiler anlatınca kulak kesilir, dinler. Bunlardan nasıl fırsatlar yakalayabileceğini analiz etme yeteneğine sahipti. Bir İstanbul Beyefendisi gibi giyinir ve konuşurdu.

Meşhur bir kaç vukuatından bahsetmeden geçmek olmaz;


En meşhurlarından biri Karakol hikayesidir. İstanbul'un işgalinin son günlerinde İşgal kuvvetleri kenti terke hazırlanırken, dahan Ankara Hükümeti İstanbul'un asayişini ve kontrolünü tam ele alamadığı dönemde Eyüplü Halit ve onun sadık yardımcısı, arkadaşı, dostu Arap Abdullah Feridiye semtinde terk edilmiş bir binada karakol oluşturmuşlardı. Komiser rolünü Halit, bekçi rolünü Abdullah üstlenmişti. Hedefleri gayrimüslüm özellikle Rum vatandaşlardı. Biraz çevreyi kolaçan ediyorlar, avı belirliyorlar. Akşam ezanından sonra Bekçi Abdullah Rum'un evinin kapısına dayanıyor ve Karakola çağırıyor. Karakol lafını duyanlar telaşa kapılıyor. Karakolda Halit hazırladıkları senaryo gereği Rum'un gözünü iyice korkutuyor. Sonra Rumu yan odada uyduruktan oluşturdukları nezarete attırıyor. Bekçi Abdullah nezarete atılmış Rum'a yardımcı olmaya çalışıyor. Komiserin aslında iyi biri olduğunu birazcık maddi destekle o şanssız Rumu o beladan kurtarabileceğini söylüyor. Böylece bir semti güzelce dolandırıp sonra sırra kadem basıyorlar.





Mussoliniyi bile ketenpereye getiren Eyüplü Halit bunu nasıl başarmıştı acaba? Eyüplü Halit Mussolinin Faşist yönetiminin en popüler olduğu dönemde Sultanahmet Cezaevine düşüyor. Verildiği koğuşta İstanbuldaki ilk icraatı olan Doyçe Bankı soymaya çalışırken suçüstü yakalanan İtalyan kasa hırsızı var. Koğuş arkadaşı koğuşta kimse İtalya bilmediği için bayağı bir sıkıntı içinde. Bu sıkıntı durumu Halit'e fırsat oluyor. İtalyanla Fransızca, Rumca konuşarak dostluk kuruyor. İtalyanla ayrılmaz ikili oluyorlar. Bir süre sonra nasıl yapıyor ediyorsa İtalyan hırsızı ikna edip, Mussoliniye mektup yazdırıyor, Eyüplü Halitin ağzından yazılıyor tabi ki.


Mussoliniye yazdırdığı mektupta; Ekselansları ben İtalya'yı ve sizi savunduğum ve sevdiğim için hapishanedeyim. Antalya İtalya'nın hakkıdır dediğim için beni hapishaneye attılar.Çoluk çocuğum evde açlar. Ama ben yine de sizi sevmekten vazgeçmedim, diye yazdırıyor. Mektuptan bir iki ay sonra bir sabah Sultanahmet Cezaevinde bir telaş, pek görülmüş telaş değil. Cezaevi müdür savcının telefonundan sonra telaşa kapılmış şekilde gardiyanları oradan oraya koşturuyor, etrafı toparlasınlar diye. Kolay değil, İtalyan başkonsolosu Savcı beyle gelecekti. İtalyan Başkonsolosu ne için gelir diye düşündü. Cezaevinde bir tane İtalyan var, zavallıyı alel acele hamama soktular, gardiyanlarında yıkanmasına yardım ettiler, traş ettiler. Koğuşlardan bedenine göre temiz kıyafetler bulup giyindirdiler. Misafirler için gardiyanların odasında hazır beklettiler.

Savcı bey, Başkonsolosla girdiler Hapishanenin kapısından, Müdür kapı da karşıladı misafirleri doğruca Müdürün odasına yöneldiler. İtalyan Başkonsolosunun yanında Türkçe tercümanı İtalyan Lisesinde Matematik Öğretmeni Feyzi Bey de vardı. Müdür beyle kısa hoşbeş ve kahve faslından sonra Başkonsolos Eyüplü Halit ile görüşmek istediğini söyledi. Savcı müdüre baktı, müdür konsolosa, konsolos da niye şaşırdılar diye tercümana bakmıştır muhtemelen. Müdür hapishane de İtalyan bir mahkum olduğundan bahsetti. Başkonsolos oralı bile olmadı. Elinde Duçe Mussolini den gelen kesin emir ve emanet vardı.

Gardiyanlar bir koşu koğuşların orada gittiler, Eyüplü Halit'i karga tulumba Müdürün odasına getirdiler.

Başkonsolos Halit odaya girince, tercümana bu mu Halit der gibi bakış attı, tercüman başıyla onayladı. Başkonsolos ayağa kalktı. Eyüplü Halitin elini sıktı. Tercüman vasıtasıyla bir kaç övücü cümle ve Duçe'nin selamlarını söyledi. Sonra elinde Mussoliniden kişiye özel Eyüplü Halit'e gelen zarfı takdim etti. Cezaevi müdürü ve savcı şoktaydı. Bu düzenbaz yine ne dümen çevirmişti diye şaştı kaldılar.


Misafirler giderken Savcı, Müdürün kulağına bu işin aslını araştırmasını söyledi. Bu işin altından başlarına ağrıtacak bir çapanoğlu hinliği çıkacağını hissediyordu. Misafirleri Müdür uğurladı. Gardiyanların odasındaki İtalyan garibim herşeyden habersiz oturuyordu. gardiyanlar onu odadan çıkardılar, o kıyafetleri çıkarttırıp eski kıyafetlerini giyindirdiler. İtalyan koğuşa geldiğinde Eyüp yatağında keyifle gülerek verilen zarfın içindekileri kimse görmeden sayıyordu. Bir tomar liret vardı. Cezaevinden çıkınca tefeci Moiz de bozdururum diye düşünüyordu büyük olasılıkla.


Gardiyanlar İtalyanı bıraktıktan daha beş dakika bile olmadan koşturarak gelip Halit'i yine alıp götürdüler. Koğuştaki diğer mahkumlarla cezaevindeki hiç kimse olup bitene bir anlam veremiyordu. Gardiyanlarda buna dahildi. Müdür odasında biraz Halit'i sıkıştırdı. İşin aslını öğrendi. Durumu Savcı beye bildirdi. Savcı bey durumu Ankara durumu Dış İşlerine bildirince kızılca kıyamet koptu. İtalyan Büyükelçisi Bakanlığa çağrıldı. Bir dolandırıcı ve hırsıza verilen Mussolinin zarfı ve ne için verildiği konusunda Büyükelçi Bakandan bayağı bir zılgıt yedi. Resmi olarak nota verildi İtalya'ya. İtalya resmi olarak Türk topraklarıyla ilgili bir talep ve düşüncelerinin olmadığını bildirdi ve olanlar için üstü kapalı özür diledi. Mussolini parayı kendi isteğiyle yollamış olduğu için yapılabilecek birşey yoktu, İtalyan sefaretince resmi olarak Duçe Mussolini dolandırılmıştı.


Eyüplü Halit cezaevinde günleri gün gün saat saat tutardı. Bu konuya çok hassastı. Sultanahmet cezaevinde yaktığı bir dönem. Çıkmasına bir gün kala koğuşlarına yeni bir mahkum geldi. Bu kader mahkumu, bayağı kadersizmiş ki Halitin koğuşuna düşmüştü. Biraz hoşbeşten sonra Halit bakar ki, bu yeni mahkum aklınca çok uyanık ve cebinde bir kaç kuruş var. İşte kendini uyanık sananlar Eyüplü Halitin özel ilgi alanıdır. Her zaman ki tatlı dilli, insan canlısı haliyle yeni mahkumla sohbeti koyulaştırır. Bu hapishane ortamında gerginliği üstünden atması için elinden geleni yapar Halit, onu rahatlatır. Bir ara bir kenara çekip yeni mahkumu, koğuştaki sobanın kendisinin olduğunu, yarın sabah çıkacağını söyler. Her sabah sobayı yakıp koğuştakilerden adam başı on kuruş almakta olduğunu da üstüne basa basa söyler. Halit bu tuzağa düşmüş mahkuma onu çok sevdiğini isterse onbeş liraya sobayı ona satabileceğini, böylece her sabah sobayı yakıp yolunu bulabileceğini söyler. Koğuş arkadaşlarına da kendisinin söyleyeceğini belirtir. Mahkum kimseye belli etmeden onbeş lirayı Halit'e verir. Halit koğuşun ortasında bundan sonra sobayı her sabah yeni mahkumun yakacağını, bu arkadaşa hayırlı olmasını dilediğini söyler. Yeni mahkumun hiçbir tereddütü kalmamıştır, gönlü rahat bir şekilde yatar. Sabah kalktığında Eyüplü Halit herşeyini toplayıp gitmiştir, yeni soba sorumlusu hemen sobayı ateşler ve koğuş arkadaşlarından onar kuruş istediğinde dolandırıldığı anlar.




Eyüplü Halit'in bir de dönemin gazetelerinde günlerce tefrikası yapılan Kadın avcılığı dolandırıcılığı vardır ki, İstanbul da mahkemeye yansıyan 60 civarında rivayete göre ikiyüzün üstünde evlenme vaadiyle kadın dolandırması vardır.


Bu son dolandırıcılık faaliyetinden en sonunda yakayı ele verince yine tahminlere göre 1950'li yıllarda cezaevinde öldürülmüştür. Bu kadın dolandırıcılığında bir Arnavut kökenli kadınlı dolandırınca tesadüf ya bu kadının abisi de bir karakolun komiseridir. Arnavut kökenli komiserimiz bunu gurur meselesi yapar, kızkardeşinin mahkemeye şikayetçi olmasını istemez ama Sultanahmet Cezaevindeki Arnavut koğuşuna bir haber salar, Eyüplü Halit bir koğuşunun değiştiğini ve Arnavut koğuşuna geçtiğini öğrenir. Ve koğuşta geceyi geçirmesi kısmet olmadan, ölüverir.


Çok renkli bir sima olan bu şahsiyetle beraber işleri kovalayan Arap Abdullah hiç hapishanede yatmamıştır. 1950'li senelerde izini bulan hiçbir gazeteciye beyanat vermemiş, hiçbir şey anlatmamıştır. Eyüplü Halit hakkında birazcık da olsa bilgiyi dönemin meşhur başka bir dolandırıcısı olan Rahmi Kırbağ'dan o da Eyüplünün bazı vukuatlarını kendisine mâl ederek anlatmasından bilmekteyiz.




Kaynakça:

BALİ Rıfat. Bir dönemin ünlü dolandırıcısı Eyüplü Halit. Toplumsal Tarih Dergisi. Eylül 2008 Sayı: 117 Sayfa: 68-70

Güleryüz Dergisi. Meşhur Kibar Dolandırıcı: Eyüplü Halt'in Hatıratı. 3 Teşrinievvel 1921. Sayfa: 4

Güleryüz Dergisi. Meşhur Kibar Dolandırıcı: Eyüplü Halt'in Hatıratı. 10 Teşrinievvel 1921. Sayfa: 2

DELİER Burak. Hür Budalalar ve Kurnazlar Cemiyeti (01.12.2016-01.01.2017). Pilot. İstanbul, 2016.

BULUT Fatih. Dolandırıcılık Sohbetleri. Odaklı Medya. İstanbul, Aralık 2019.

Kadın Avcısı Eyüplü Halidin İki Marifeti. İKDAM Sabah Postası. 31 Ağustos 1941 Yıl:2 Sayı: 382 Sayfa:2



393 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios

No se pudieron cargar los comentarios
Parece que hubo un problema técnico. Intenta volver a conectarte o actualiza la página.
bottom of page