top of page
  • Yazarın fotoğrafıözdenbekir karakaş

MUHALEFETİ ELEŞTİRMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ 5İYİ PARTİ ANALİZİ



İyi Parti aslında her sağ parti gibi bir doktrin veya teori temelinde değil Konjonktür gereğince kurulmuş siyasi bir yapıdır. Yine tüm sağ siyasetin en temel prensibini kendisine şiar edinmiştir o da “dilemma/ikilem/ikilik mantığına dayalı siyasettir”.


MHP içindeki iç karışıklık döneminin sonunda parti içi demokrasi ve normal toplumsal demokrasiyi içselleştirememiş her sağ parti gibi liderlik yarışına girişen herkes bertaraf edilip siyasi yapının dışına atılmışlardan kurulmuş bir birazcık ANAP, birazcık DYP, birazcık MHP, birazcık BBP, birazcık Liberal hatta bir parçacık Saadet baharatlarıyla tatlandırılmış sağ siyaset sosu.


Türkiye çok partili dönem öncesi de dâhil olmak üzere (buna kurucu meclis dâhil) hiçbir dönem tek başına iktidar yaşamadı. Evet, birazcık yakın tarih okuması yapmış olanlar ve siyaset bilimine vakıf olanlar bilirler ki Türkiye tek başına iktidarlar görüntüde tek başına iktidardır. Kurucu mecliste kaç grup olduğunu her kararın nasıl gruplar arası çekişmelerle alındığını, kabinelerin bu grupların durumları göz önüne alınarak dengeli kurulduğuna birazcık bakmak yeterlidir.


Bu dönem (19 yıldır iktidar) ki iktidar partisi de kurulduğu günden itibaren birçok ittifak ve koalisyon ortaklıkları yapmıştır. Bugünkü ortağı MHP’sine gelene kadar gerisinde başta Kürtler olmak üzere çok sayı da ortak bırakmıştır. AKP’nin geçmişi tam bir ortak mezarlığı gibidir.


Meral Akşener bu partinin Genel Başkanı olarak özellikle bugünlerde yıldızı parlamaktadır. Türkiye de merkez sağın boş olması ve sağ siyaset kurumlarının şu anda büyük bir geçiş trafiği yaşadığı da göz önüne alınırsa Merkez Sağın en büyük adayı İyi Partidir. Peki, bu bugünkü siyaseti ile mümkün müdür? Hem siyaseti hem de siyasi kadroları yönünden mümkün değildir.


Kadroları rijit milliyetçi bir çizgi de olan İyi Parti Merkez Sağ bir partinin olması gereken esnekliği gösteremeyeceği içinde en ufak bir durumdaki karışıklık, gerginlik, kavga ve ayrılıklar da kendini göstermektedir. Bu tarz parti için durumlar Merkez Sağ partilerde çok daha başka şeylerden çıkarken ve bu da partinin esnekliğini gösterirken, İyi parti de olanlar yapının rijit bir yapı olduğunu göstermektedir.


İyi Parti meclise girebilmek hatta siyaset yapabilmek için CHP ile beraber hareket etmiş, CHP milletvekili vererek mecliste grup kurdurmuş ve yine CHP seçmeni imza vererek Akşener’i Cumhurbaşkanı adayları listesine yazdırmıştır. Aslında sağ partiler o seçimde el birliği ile Recep Tayyip Erdoğan’ı ilk turda Cumhurbaşkanı yapmışlardır. Bu sağ yapılardan biri ve en başta geleni İyi Partidir. Tek aday altında birleşmek yerine sağın klasik dilemma siyasetini yapmış ve tamamı aynı söylemlerle seçime gitmiştir. MHP’nin AKP’ye yaptığını (MHP seçmeni bunun karşılığında AKP Genel Başkanını Cumhurbaşkanı yapmıştır) yapmış bütün yükü ortağının sırtına vermiş ve seçim sonunda CHP ve CHP seçmenine İyi Parti içinden yapılan hakaretlere bile ses çıkarmamıştır (Örnek sonradan partiden ayrılan Ümit Özdağ açıklamaları). Yerel seçimler öncesi ve sonrasında daha bir öze dönüş yaşamıştır İyi Parti özellikle iktidarla ortaklık yapma isteğini hep sıcak tutmuş, AKP’ye MHP yerine alternatif olabileceğini hep göstermiştir.


CHP ve AKP Türk siyasetinde hiç iktidar olma mücadelesi vermemiş hep koalisyonların parçası olmuş Milliyetçi yapının tuzağına düşmüştür. AKP’nin o günkü Konjonktür de muhalefeti kırmak için yanına aldığı ve Amerika destekli “Komünizmle Mücadele Yapılarının” tasfiyesine karar verildiği bir dönem de bu geçişin bizim gibi bir güdümlü ülke de yumuşak olması için ABD’nin stratejik ortağı AKP MHP’sini bünyesinde taşımaya karar vermiştir. Bu durum şimdi onun için alternatifsizlik sorunu yaratmıştır, aynı tuzağa CHP’nin Merkez Sağ’a kaymasını çok isteyen Merkez Sağ boşluğu doldurmayı hedefleyen Kılıçdaroğlu CHP’si de düşmüştür.


Yerel seçimlerde İyi Partinin özellikle Güneydoğu ve Kürt politikası tamamen ortaya çıkmıştır. Yerel seçimlerde hiçbir başarı gösteremeyen İyi Parti özellikle Kars, Ardahan ve Iğdır illerinde açıktan MHP ve Ak Partiye beraber hareket ederek HDP’siyle mücadele (!) çağrısı yapmıştır. Seçim boyunca ve sonrasında HDP’sini terör örgütüyle beraber anmaktan vazgeçmemiştir. Tuhaftır ki HDP’nin legal ortamda siyaset yapmasından görünüşte endişe eden Cumhur ittifakı TRT yoluyla terör örgütünün kurucularını sahneye çıkarıp Cumhur ittifakı için Kürtlerden oy devşirmeye çalışmıştır. Hatta adaya güya akademisyen yollayıp bildirisini bu akademisyen vasıtasıyla televizyonlarda okutmuş olanları görmezden gelen İyi Parti ve siyaset yapanları oluşturulmuş bu sağ Kürt – Terör siyaset söyleminden sıyrılamamıştır. Sağ için geçerli olan yalnızca kendi partilerine oy veren Kürt makbul ve iyi vatandaştır. Onlar gibi düşünmeyen (buna Kürtler de dâhil) herkes istisnasız vatan haini ve bölücüdür.


İyi Partinin bu milliyetçi-kan siyasetinin temel konularından biri de tüm sağ (Liberaller hariç) tarafından kutsallaştırılmış ve tabu haline getirilmiş “devlet” kavramıdır. Yakın bir dönem de İyi Partiye yakın bir gazetecinin tutuklanması ile aynı zamanda Odatv de görev yapan gazeteci de tutuklanmıştır. Bu Odatv gazetecileri ulusalcı veya solcu olabilir bu önemli değil ama bugün HDP milletvekili fezlekeleri geldiğinde elim hava da diyen çok milliyetçi İyi Parti milletvekili kendilerine yakın gazeteciyi cezaevi dışında nöbet tutarak beklemiş ve ziyaret etmişken, diğer iki gazeteciyi yok saymıştır. Bunu da (tüm sağ siyasetçilere siyasete girdiklerinde zerk edilen) devlet terbiyesi ile açıklamıştır.

Sayın Akşener Emekçi Kadınlar Gününde yasal bir parti de yasal görev yapan bir Kürt Kadın Siyasetçiyle yan yana etiketlenmekten bile imtina ederken, arkadaşlarının hoş karşılamadığı belirtmiştir. Ne acıdır bu ve bu ülke de bir sivil anayasa tartışması ve çalışması için bile HDP ile bir araya gelememektedirler, klasik sağ söylem şudur “Kürt kardeşlerimizle etle tırnak gibiyiz.” Fakat altı milyon Kürd’ün oy verdiği bir parti ile görüşememektedirler.


Siyasi sığlık şöyle bir şeydir, HDP’sini kapattırdınız hepiniz rahatladınız, seçimlerde Güneydoğu Bölgesindeki Kürtler sanki İyi partiye oy verecek. Türkiye en büyük (hatta Avrupa’nın en büyük Kürt Partisi AKP) Kürt partisine oy verecekler. Bugün İyi Parti de siyaset yapıp Yerel seçimlerde belediye meclislerine girmiş olanlar oyların birazcık analizini yapmalıdır.


İyi Partinin önümüzdeki süreçte oynayacağı rol, sağ seçmenin istemiş olduğu gibi üçüncü bir ittifaktır. Çünkü bugünkü siyaset yapısında ülkenin % 60 gibi ezici çoğunluğu hiçbir koşul altında CHP’sine oy vermemektedir. Zaten yeni ortaya çıkan tüm sağ partilerde CHP ile bir baskın seçime karşı diyalog kanallarını açık tutarken bir taraftan da yeni Sağ ittifakı oluşturacaklardır. İyi Parti büyük bir olasılıkla yeni dönem de Türk siyasetinin Ana Muhalefet Partisi olacak ve sağ istemiş olduğu mutluluğu yakalayacaktır. CHP’si başta hedeflerini doğru koyarken maalesef gelecekte yanlış hamleleri yüzünde duvara toslayacaktır. Kendi bünyesinden bir Cumhurbaşkanı çıkarma ihtimalini Akşener’e kaptırmıştır. Ve sağ siyaset toplum mühendislerinin yine istediği olmuştur. İyi Parti ortaklığından önce yapması gereken HDP ittifakını bugün kurmasının da ona sağlayacağı bir şey kalmamış ve kaybettireceği artık çok şey vardır. Sosyal demokrat tabanı alıp da sağın sığ ve tekinsiz sularında yüzdürmeye çalışınca böyle bir durum ortaya çıkması kaçınılmaz olarak görünüyordu.


Sayın Akşener, bir İnkılâp Tarihi hocasıdır. DYP ve MHP de siyaset yapmış bir isimdir. İlk Kadın İçişleri Bakanımızdır. Sağ siyaseti ve oy depolarını iyi bilmektedir. O yüzden illerde ve ilçelerde esnafı dolaşmaktadır. Esnafı kazanan iktidarı kazanır, sağ partilerin hepsinde olduğu gibi işçi veya sendikalarla işleri yoktur, onlarla temas kurmazlar. Dolaşırken partili olarak etrafında hiç kadın yoktur. Bizim Anadolu esnafı taassubu etrafta fazla kadın olmasından hazzetmez. Söylemleri tamamen sağa seçmene yöneliktir, onların sağduyularını ve vicdanlarına seslendiğini söyler. Tam o kesimin duymak istediği şeylerdir. Bir de sürekli Erdoğan hapishaneye giderken yanındaydım. Parti kurulurken evimde çay servisleri yaptım söylemleri hep nokta vuruşudur. Çünkü sağ seçmen böyle söylemleri mantık süzgecinden geçirmez ve çok sever böyle hamaset dolu hikâyecikleri.


Sayın Akşener’in tarihçi kimliğini bildiğimden ötürü sözü sosyal platformlarda sıkça kullanılan Nazi Zulmünü yaşamış Alman Rahibin şu mısralarını hatırlatmak istedim. Bugün arkadaşlarınız rahatsız olur, Konjonktürler uygun gelmez gibi görünür ama bu rahibi yazdıkları herkesin hele de Türkiye de siyaset yapan herkesin başına gelebilir. Bir süre sonra bugün siyaset yapmanızı sağlayan insanlara sırtınızı etrafınız kalabalıklaştığı için dönebilirsiniz. Hayat zaten böyle bir şeydir, unutmayın bir gün sırtınızı dönüp baktığınızda etrafınızın boşaldığı gibi geride de kimse kalmamış olacaktır.


Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.

Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.

Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.

Sonra Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim.

Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.


-Martin Niemöller-

82 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Commentaires


bottom of page