top of page
  • Yazarın fotoğrafıözdenbekir karakaş

Karmaşıklık Felsefesi ve Psikolojisi




Karmaşıklık, 21. yüzyılın bilimidir.” Stephan Hawking

Stephan Hawking “Karmaşıklık, 21. yüzyılın bilimidir,” der. Kuş sürülerinin hareketlerinden internete, çevresel sürdürülebilirlikten piyasa düzenlemelerine kadar doğrusal olmayan karmaşık sistemlerin incelenmesi ve anlaşılması geride kalan 30 yıl içerisinde son derece etkili olmuştur.


Lider/Yönetici, karmaşayı yönetmek için karmaşıklık biliminin tüm donanımlarına sahip, bilim insanıdır.

Lider/Yönetici, karmaşayı yönetmek için karmaşıklık biliminin tüm donanımlarına sahip, bilim insanıdır. Lider/Yönetici, insan ilişkileri binlerce yıldan beri sonuçsaldır. Lider/Yönetici insan ilişkileri ile toplum (sürü) ilişkileri ayrı karmaşalar içermektedir. İnsan ilişkilerinde birçok farklı etken bulunmaktadır, bunlar çağlar boyunca insanların gelişimi ve refahı ile beraber değişmektedir. Bu etkenler eğitim durumu, yaşadıkları coğrafi durum, toplumsal konumları, inançları vb. birçok farklı etmeni içermektedir. Lider/Yönetici toplum ilişkilerine geldiğinde buna kaos sınırındaki karmaşa diyebiliriz. Bu ağ insanın sinir ağları gibi birbiriyle farklı durumlarda bağlıdır. Sonuçta bir etki, alakasız saydığımız birçok durum için tetikleyici domino etkisini yaratmaktadır.


Liderlik/yöneticilik, insanlık tarihinin büyük çoğunluğunda tahminen 10-12 bin yıldan beri Lider/yönetici komuta ve kontrolünde devam etmektedir. Toplumlar, krallıklar, reis, şef, ağa, bey vb. şeklinde hiyerarşik ve kabileseldi. Liderlik, genellikle bir diktatör tarafından yönetilen merkezi bir gıda kaynağı etrafında binlerce insanı koordine etmekle ilgiliydi.



Liderlik/yöneticilik, felsefe açısından toplumun yani ortak bilince ulaşacağını umut ettiğimiz, kimi zaman ulaştığını varsaydığımız insan sürüsünün yönetilmesidir. Teoloji de ve antik öğreti ve felsefelerde lider/yönetici sürünün çobanıdır. Sürünün gıda kaynaklarını, güvenliğini koordine eden odur. İnançlar bile Lider/yöneticinin kutsiyeti ve koordinesinin bir parçasıdır. Sürü bir karmaşadır, çoban orada düzeni sağlayan bir lider/yöneticidir.


Kaos teorisinin temel önermeleri de düzenin kaosun/karmaşanın içinden çıkacağını söylemektedir.

Kaos teorisinin temel önermeleri;

1. Düzen düzensizliği yaratır.

2. Düzenin anlayamadığımız hali(kaos) varsa ki -illa ki olmalıdır- bundan dolayı düzensiz diyemeyiz. Yani düzenin dışına çıkmak imkânsızdır.

3. Düzensizliğin içinde de bir düzen vardır.

4. Düzen düzensizlikten doğar.

5. Yeni düzende uzlaşma ve bağlılık değişimin ardından çok kısa süreli olarak kendini gösterir.

6. Ulaşılan yeni düzen, kendiliğinden örgütlenen bir süreç vasıtasıyla kestirilemez bir yöne doğru gelişir.


Büyük filozoflar tarihsel olarak çoğu zaman dönemlerinin mevcut iktidarlarının akıl hocası olmuştur. Liderlik/Yöneticilik öğretilerini onların kurmuş oldukları kurum ve yapıları yaşatmak amacıyla geliştirmiştir. Solon, Platon, Aristoteles, Cicero ve Machiavelli bunların en bilinenleridir. Onlar dönemlerinin hükümranlarına karmaşayı nasıl yöneteceklerini ve sürüyü nasıl yönetmeleri gerektiği konusunda rehberlik yapmıştır.


Kaos aslında bir düzendir. Tanrılar Kaos’un içinde doğmuştur. Kaos, karmaşıklık estetiğin aynı zaman da etiğin de konusudur. Kaos sayılamayacak kadar çok etmen o etmenlerin alt etmenleri gibi sonsuza kadar gitmektedir. Her etmen yeni ilgisiz görülen şeyleri de etkilemekte ve sonuçsallık çoğu zaman kaosun belirlediği sonuç olmaktadır.


Lider/Yönetici aynı mit Tanrılar gibi kaosun içindeki fırsat ve faydaları görebilme ve kaosu etmenleriyle beraber takip etme yeteneğine sahiptir. Tanrılar dinleri bu karmaşıklığı yönetebilme yetenekleri sayesinde ortaya çıkarmıştır. Lider/yönetici de bu karmaşıklık içinde insan sürülerinin ihtiyaçlarını ve güvenliğini sağladıklarını göstererek kurumlarını oluşturmuşlardır (devlet gibi).


Günümüz insanı da siyasette, ticarette ve ibadette hâlâ bu Lider/Yönetici bağımlılığından kopamamıştır. 19. Yüzyıl tarihsel olarak birçok şeyin değiştiği dönem olmuştur. Hatta Aydınlanma devrimi sayılan Rönesans dönemi insan ve toplumu bu yüzyıl kadar değiştirememiştir. 19. yüzyıla kadar, Avrupa'da Aydınlanmanın bir bilim ve nesnellik ahlakı yaratmasıyla, Liderliğin/Yöneticiliğin hâkimiyetini aşmaya başlayamadık. Toplumun doğasında var olan karmaşıklık, teknoloji, küreselleşme, jeopolitik gerilimler, makroekonomik tesirler ve ters rüzgârlar ve diğer birbirine bağlı dinamiklerle birlikte ilerlemiştir.

Günümüzde liderlik, hâkimiyet yoluyla komuta ve kontrol liderliğinden bilim, rasyonel düşünme ve liderlerin karmaşık bir kasırga içinde devasa sistemlerde gezinmesine ve bunları etkilemesine izin veren insan performansının diğer yönleri aracılığıyla Liderliğe/Yöneticiliğe geçiş yapmaktadır.

İnsan için alışkanlıklar, rutinler ve otomatik düşünme etkilidir.

Ancak geçmişi aşmak zordur. Evrim yoluyla, insanlar karmaşıklıkta gezinmek yerine kabilecilik ve hayatta kalma için bir sürüye bağlılık anlayışı devam etmektedir. İnsan birey olarak ve sürü olarak karmaşık olanı sevmemektedir. Çoğu insan düşüncesi otomatiktir, “Sistem 1” işlemidir. Bu tür düşünme hızlı, özerk ve gereklidir çünkü yavaşlayamayız ve her uyaran veya girdi üzerinde düşünemeyiz. Bir kediyi her gördüğünüzde yeniden muayene etmek zorunda kaldığınızı veya garaj yolundan ayrılmadan önce çalışmak için rotanızı planladığınızı hayal edin. Otomatik alışkanlıklar faydalıdır ve minimum maliyetle işleme sürecimizin çoğunluğunu oluşturmaya devam eder; bu nedenle Steve Jobs'un her gün aynı kıyafeti giymesinin nedeni budur. İnsan için alışkanlıklar, rutinler ve otomatik düşünme etkilidir.


Buna karşılık, “Sistem 2”, çaba gerektirdiği için yalnızca bilinçli olarak etkinleştirildiğinde kullanılan, yansıtıcı, kasıtlı zihnimizdir. İnsanlar evrimleştikçe, dünyada neyin doğru olduğuna dair soyut düşünce görünür bir avantaj sağlamadı, bu yüzden kabilecilik ve batıl inanç hâlâ geçer akçe normlardır.

Bugün, bu daha az doğru olsa da kabilecilik ve batıl inanç normları insan ve toplumda hâlâ etkindir. Rasyonel düşünmeyi ve başkalarının ihtiyaçlarına, niyetlerine, değerlerine ve bakış açılarına yakından dikkat etmeyi gerektiren karmaşık, çok kültürlü bir dünyadan geçiyoruz. En başarılı liderler, hızlanmadan önce yavaşlama sürecinde ustalaşırlar.


Sistem 1 devreye girmeye çalıştığında Sistem 2 düşünce ile meşgul olmaktadır. Böylece otomatik düşünmeyi rasyonellik, aktif açık fikirlilik ve diğer odaklı alçakgönüllülük lehine sınırlarlar. Ve insanlar bunu yaparken, kabilecilik geçmişini dönüştürüyor, kültürlerin bütünleşmesini kolaylaştırıyor ve organizasyonları karmaşık ve çok kültürlü bir geleceğe yönlendiriyorlar. Toplumlar böylece karmaşıklık için Lider/Yönetici odaklı yeni bir gelecek yaratmaktadır.


Geleceğin Liderleri/Yöneticileri kimlerdir?

Geleceğin liderleri/Yöneticileri iki yetenekle donanmış olmalıdır. Karmaşıklık yönetebilme kabiliyeti de bu yetenekleri istemektedir.

Geleceğin Liderleri/Yöneticileri;

- Rasyonel düşünme

- Başkalarının zihnini okuma


Rasyonel Düşünme; Bir Lideri/Yöneticiyi bu soruya dayalı olarak ölçülebilir verilerle kimler ve nasıl değerlendirecektir? Geleceğin meslekleri bu nitelikleri değerlendirecektir. İş Psikologları ve yeni akım İK uzmanları yetkinleştikçe dünyanın doğru bir temsiline sahip olmak (epistemik rasyonalite) ve hedeflerimizi gerçekleştirecek şekilde davranmak (araçsal rasyonalite) olarak tanımlanan rasyonel düşünceyi değerlendirecektir.


İşte ünlü bir rasyonel düşünme sorusu:

Bir raket ve bir topun toplam maliyeti 1.10 dolardır. Yarasa toptan 1 dolar daha pahalı. Topun fiyatı ne kadar?

Birçoğumuz tepkimizi geçersiz kılmadan 0.10 $ yanıtlayıp ve bu nedenle yanlış cevaba ulaşmaktayız. Doğru cevap 0,05 dolar. Raket 1,05 dolar ve top 0,05 dolar, toplamda 1,10 dolar. Bu, kısa yoldan pratik bir şekilde düşünme örneğidir yani doğru olduğuna inandıran otomatik düşünmedir.


Rasyonel düşünmenin ölçülmesinin diğer yolları arasında, bir kişinin inançlarına aykırı bir cevabı doğru kabul edip edemeyeceğini görmek, bilim karşıtı inançları ve batıl düşünceyi değerlendirmek ve bir bireyin açık fikirliliğini ve bilişsel karmaşıklık ihtiyacını ölçmek yer almaktadır.



Başkalarının zihnini okuma; Ayrıca, bir kişinin diğerlerinin niyetlerini, inançlarını ve duygularını ne kadar iyi tahmin edebildikleri olarak tanımlanan “başkalarının zihnini okuma” yeteneği de değerlendirilebilmektedir. Bu değerlendirmeler üç alanı kapsamaktadır:


1. Bir kişinin başkalarındaki duyguları tanıma yeteneği

2. Başka birinin neye inandığını, ne amaçladığını, ne istediğini veya hissettiğini hayal etme yetenekleri

3. Karmaşık sosyal durumlarda en iyi hareket tarzını seçme yetenekleri


Psikologların zihin okuma becerisini değerlendirmek için kullandıkları üç tür test vardır: öz bildirim anketleri, kısa öyküler ve duygusal tanımayı ölçen yeteneğe dayalı değerlendirmeler.

Kişisel bildirim anketleri, "Bazen işlerin onların bakış açısından nasıl göründüğünü hayal ederek arkadaşlarımı daha iyi anlamaya çalışırım" gibi perspektif arama gibi davranışları değerlendiren maddeleri içermektedir.

Kısa öyküler, İş Psikoloğu veya Uzman İK’cı aday Lider/Yöneticiden en az birkaç kişi arasındaki sosyal etkileşimi anlatan 250 kelimelik bir öykü yazmasını ve onlardan karakterlerin zihniyeti ve duyguları hakkında 15-20 soruyu yanıtlamalarını istemektedir.

Yeteneğe dayalı değerlendirmeler, İş Psikoloğu veya Uzman İK’cı aday Lider/Yöneticiden belli yüz resimlerine bakıp ve onlardan kişinin duygularını doğru bir şekilde tanımlamalarını istemektedir. Başka bir deyişle, Lider/Yöneticinin yüz ifadelerine dayanarak birinin ne düşündüğünü ve hissettiğini anlamada konusunda ne kadar iyi olduğu değerlendirmektedir.


Kişilik değerlendirmeleri, aynı zamanda, belirsizlik ve karmaşıklık içinde gelişme yeteneğimizin mükemmel bir ölçüsü olabilmektedir. Örneğin, duygusal istikrar, merak, açıklık, yaratıcılık ve öğrenme ölçümlerinde yüksek puan alan liderler; oldukça karmaşık ve belirsiz bağlamlarda daha rahattır.


Öte yandan, duygusal değişkenlik, riskten kaçınma ve yapısal değerler konusunda yüksek puan alan liderler; önemli karmaşıklık dönemlerinde liderlik etmekte zorlanmaktadır. Kişilik değerlendirmesi, bir kişinin belirsizlik yoluyla ekipleri yönetme becerisinin mükemmel bir göstergesidir ve geleceğin liderliğini değerlendirirken bilişsel testleri tamamlamaktadır.

Değişim karmaşıklığın bizzat kendisidir.

Orkestralar karmaşıklıktır, o orkestradan iyi bir performans elde edebilmek, ahenkli bir orkestra için o notaları iyi okuyup, orkestra üyelerinin yeteneklerini iyi anlayan bir maestro ’ya ihtiyacı vardır. Geleceğin Liderleri/Yöneticileri için bu ölçülebilir değerlendirmeler hem onlar hem de yerleşik toplumsal kurumlar için ne anlama gelmektedir? İnsanın, toplumun ve kuruluşun değişimini (değişim karmaşıklığın bizzat kendisidir)yönlendirebilecek daha iyi bir geleceği şekillendirebilecek etkili Liderler/Yöneticiler ortaya çıkarmak için bilimsel ve kanıtlanmış ölçülebilir değerlendirmeleri kullanması gerektiği anlamına gelmektedir.


Bazı Liderler/Yöneticiler belirsizlik ortamında liderlik etmeye yatkın olsa da, Liderlik/Yöneticilik becerileri ve yetenekleri öğrenilip ve geliştirilebilmektedir. Liderlik/Yöneticilik doğaüstü bir gü. Ve yetenek değildir. Düzenliğin içindeki düzeni görmek, karmaşıklık durumda tüm etmenleri gözden geçirmek ve rasyonellik Liderlik/Yöneticiliktir. Liderleri/Yöneticileri doğru bir şekilde değerlendirmek, ihtiyaç duyulan yetenekleri tahmin etmek ve liderleri yarına hazırlayan liderlik gelişim yolculukları oluşturmak için sorumluluk İK yöneticilerine, Lider/Yönetici koçlarına, Liderlik/Yöneticilik danışmanlarına ve iş psikologlarına düşmektedir.






Kaynak:

Lusk DEREK. The Psychology of Complexity. https://www.psychologytoday.com/us/blog/unnatural-selection/202201/the-psychology-complexity Yayın Tarihi: 23/01/2022

62 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page