top of page
  • Yazarın fotoğrafıözdenbekir karakaş

İNSAN



Bu çalışmadaki gayemiz biyokültürel bir varlık olan insanın, canlılar dünyasındaki yerinden çok, insanın kendisindeki yeri ve anlamı üzerine düşünmek.

“BU ANLATILAN, SENİN HİKÂYENDİR”.
“KENDİN OL”

İnsan nedir? Çağlar boyunca insanlar bu soruyu sormuş olmalı. Kendi düşünce dünyalarında bu kadar yaratılış miti oluşturmuş insan, bu sorunun cevabını arıyordu mutlaka. İnsan nedir?


İnsanın biyolojik donanımına bakılırsa doğanın pek de öyle güçlü ve dayanıklı yaratığı sayılmaz. İnsan bir sürüngenin yeteneklerine sahip olmadığı gibi bir kanatlının yeteneklerine de sahip değildir. Ayı gibi olmadığı gibi, Arslan gibi de değildir. Beyne sahiptir, kimi düşünürlerin dediği gibi homocerebralis (beyinli insan) ‘tir. Fakat bu da onun ayırıcı özelliği değildir. Beyin – organ olarak hayvanların çok büyük çoğunluk olarak sahip olduğu özelliktir.


İnsanın potansiyeli nedir? Dünyanın diğer canlılarından farklı potansiyeli nedir? Bu potansiyelin gücü nedir? Sınırsız mıdır? İnsanın en büyük potansiyeli “beyin”dir, hayvanınkinden farkı da işte buradadır. İnsan beyni işlevsel olarak farklılaşmıştır; düşünmektedir, düşündükçe zayıf yönlerini bulmakta ve onları güçlendirerek araçsal yetenekler geliştirebilmektedir.


İnsan beyni hayvan gibi somut işlevleri yerine getirirken, onlarda olmayan bir potansiyele sahiptir. İşte o, iki ayaklı tüysüz hayvanı (Platon) diğer hayvanlardan ayıran ve onu insan yapan potansiyeldir. O nedir peki? “Soyut düşünce” potansiyelidir. Bu da insanın potansiyelini sınırsız yapar.


“İnsan beyni sahip olduğu soyut düşünce potansiyeli ile doğada benzeri olmayan bir organdır. Bu bağlamda, insanı en önemli ve en anlamlı kılan, insanlaşma sürecinde temel ivme olarak kabul edilen beyin korteksindeki (kabuğundaki) muhteşem gelişmedir. Biz onu doğadaki hiçbir canlı ile paylaşmıyoruz.” (Dünden bugüne insan)


“Her ne kadar beyin düzeyinde bu benzerliğe sahip olsak da, diğer canlılardan kopmuş doğaüstü bir yaratık da sayılmayız. Her canlı, içinde yaşadığı ortamda varlığını sürdürme olanağı sağlayan karmaşık ve özgül bir uyum stratejisi geliştirmiştir. Bu uyumsal örüntü aslında insan içinde geçerlidir. Tüm canlılarda olduğu gibi, insanında biyolojik bağlamda bir takım sınırlamaları vardır.” (Dünden bugüne insan)


İnsan için bir tanım şu olabilir; “tüm canlılar gibi molekül, hücre ve dokulardan oluşan, ama bunun yanı sıra başarıları, başarısızlıkları ve kusurları bulunan, kendince hayalleri ve vizyonları olan bir yaratıktır”. (Peter Frederick Strawson. Different Conceptions of Analytical Philosophy. Tijdschrift voor Filosofie 1973)


İnsan sınırsız bir bilme, öğrenme ve araştırma gereksinimi duyar. Somut ve soyut anlamda doyumsuzdur. Soyut doyuma ulaşabilmenin yolu insan için merak ve bilgidir.


İnsan, diğer canlılardan farklı kılan bir yönde, geçmişten geleceğe bir devamlılığa sahip olduğunun, bilincinde olmasıdır. İnsan bu yönüyle bedenen ölümlü, fakat devamlılık açısından ölümsüzdür.


İnsan enerji ürete/tüketen, tarih yazan, veri toplayan, karar verip uygulayan geçmişten aldığı derslerle (her insan aynı düzeyde başaramasa da böyle bir yeteneği var) bugününü kuran, geleceğe yönelik plan ve projeler hazırlayan bir canlıdır.


İnsan bilinç sahibi bir varlık olarak kendi yaşam stratejisini belirleme ayrıcalığına sahiptir. Bu bilinçle kendine özgü değerler sistemi oluşturabilmektedir.


İnsan doğanın en zayıf yarattığı olarak taklit etme özelliği dışında gözlemleyip, onu zayıflıktan kurtaracak özellikleri araçsallaştırabilmektedir. Mesela kuşları seyredip, uçmayı taklit etmek yerine onu uçuracak araçları yaratabilmiştir.


İnsandan bir alt basamak hayvanlar, onun bir alt basamağı da bitkiler dünyası idi. İnsan kendini doğanın hatta tüm kainatın en mükemmeli olarak konumlandırdığı için doğadaki tüm şeyleri sistematik jale getirirken insana benzerlik derecelerine göre konumlandırmasından daha doğal da bir şey olamaz. (Dünden bugüne insan)


Sosyal (kültürel) antropologlara göre insan; bir değerler sistemi yaratan, etik/ahlâki tutum ve davranışlar geliştiren bir varlıktır.


İnsan kültürel davranış örüntüsünü imgeler ve sembollerle oluşturabilen bir varlıktır.

Yeryüzünde içinde yaşadığı çevresine giderek üstünlük kurmaya çalışan, onu kendi gereksinimleri doğrultusunda değişikliğe uğratan, böylece doğal seçilimin ayırıcı baskısını en alt düzeye indiren tek varlık insandır.


Tüm canlılardan daha karmaşık ve üstün zekaya sahip varlık insandır. Hiçbir canlının (yarattığı tanrılar buna dahil) zekası insan zekasıyla boy ölçüşemez.


İnsan kendini varlık yapısının merkezine oturtmaktadır. Aynı eski çağ insanlarının gökyüzü sistemlerinin merkezine dünyaya oturması ve hepsinin onun etrafında döndüğüne inanması gibidir. İnsanın bir üstünde soyut kuşaklarda melekler ve sonra tanrı veya tanrılar vardı.


Burada insan nedir? sorusunu cevaplarken yapılacak tanım anatomik olmayacak, kitabın sonunda soyut düşünce potansiyeline sahip insanı tanımlamış olacağız ve o tanım için çalışmış olacağız.


Olmak bir yol, yöntem midir? Sanat mıdır? Kendini arayan zanaatkâr mıdır? Sanatçı mıdır? Olmak konusuna din mistik ve öğreti açısından bakar, felsefe insanı varlık olması yönünden düşünür, bilim insanı tanımlama, kategorize olmak açısından inceler, sorgular.


Cavit Sunar insan olmayı “maddi ma’nevi bütün varlığımızı gerektiği en uygun ve olgun hâle getirmek demektir ki bu da bir bilgi ve terbiye işidir ve özellikle bir nefs bilgisi ve terbiye işidir” diye tanımlamaktadır.


Nefs ve ruf; hayvanlık kategorisinden insan kategorisine geçişteki görünmeyen güçler. Bunlar görünmez ama birçok anlam yüklenen soyut kavramlardır.


İnsanın, gerçek insan olabilmesi, sadece kendi özü ile o özün ana kaynağını keşfetmesi, kendini tanrılaştırması yani kendini bulması ile mümkündür. Bu mistizm de nefs denilen aygıtın ayarlanması veya terbiyesi ile kimisinde iç yolculuğunu tamamlaması ile kimisinde ruhunu keşfetmesiyle mümkündür. İşin özü insanın insan olduğunu anlaması ile mümkündür.


Aristoteles’e göre yaşam harekettir. Hareket içinde iki şey gereklidir: hareket ettiren ve hareket eden. Aristoteles buna Form ve madde demektedir.

98 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント


bottom of page